Sağlık

Obezite ve Sağlık Üzerindeki Etkileri

Obezite, boyunuz ile ağırlığınızın oranının normal kabul edilen değerden %20 daha fazla olduğunuz zaman ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Eğer bu oranın üstüne çıktıysanız aşağıda belirtilen hastalıklara kapınızı açık bıraktınız demektedir.

Sitemizdeki Obezite Testi üzerinden değerlerinizin normal olup olmadığını ölçebilirsiniz.

  • Kalp rahatsızlıkları ve inme
  • Yüksek tansiyon
  • Diyabet
  • Bazı kanserler
  • Safra kesesi rahatsızlıkları
  • Osteoarthritis
  • Gut
  • Uyku apnesi
  • Astım gibi solunum sorunları

Obez olan herkes bu rahatsızlıklara sahip olacağı anlamına gelmemektedir. Fakat bu koşullardan biriyle ilgili aileden gelen genetik bir durum varsa obezlik durumunda daha da fazla risk altında olacaktır.

Ayrıca ağır olmanız obez olduğunuz anlamına gelmemektedir. Ağırlığınızın olduğu yer önemlidir. Örneğin ağırlınız karın etrafında elma gibiyse, armut şeklinde olmasından daha risklidir. Yani ekstra kilonuz çoğunlukla kalçanız ve kalçanızın etrafında ise risk altında olabilirsiniz.

Şimdi obez veya aşırı kilolu olmakla bağlantılı yedi rahatsızlık durumunu inceleyelim;

Kalp Rahatsızlıkları ve İnme

Fazla kilolarınız sizi yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol değerlerine sahip olmanıza sebep olmaktadır. Yüksek tansiyon ve kolesterol durumlarında kalp hastalıkları ve inme durumu ortaya çıkacaktır.

İyi haber, mevcut kilonuzdan %5-%10 arasında kaybetmeniz, kalp rahatsızlığı ve inme riskini azalttığı kanıtlanmıştır.

Tip 2 Diyabet

Tip 2 diyabet rahatsızlığına yakalan çoğu insan aşırı kilolu ya da obez durumdadırlar. Dengeli bir beslenme programı ile kilo vererek ve egzersiz ile iyi uyku çekebilirseniz Tip 2 Diyabet riskinizi azaltabilirsiniz.

Tip 2 Diyabet rahatsızlığınız varsa, kilo vererek ve egzersiz yaparak kan şekeri düzeyinizi kontrol edebilirsiniz. Ayrıca daha aktif bir spor hayatınız olursa şeker hastalığına yakalanma riskinizi bile azaltabilirsiniz.

Kanser

Kolon kanseri, menepozdan sonra göğüs kanseri, endometrium, böbrek ve özofagus kanserleri obezite ile bağlantılı kanser türlerindendir. Bazı çalışmalar obezite durumunun safra kesesi kanseri, yumurtalık kanseri ve pankreas kanseri arasında bağlantı olduğunu belirtmektedir.

Kanser hastalıkları ile ilgili tüm yazılarımıza Kanser sayfamızdan erişebilirsiniz.

Osteoartrit

Osteoartrit, çoğunlukla diz, kalça ve sırt kısmında oluşan eklem ağrısı hastalığıdır. Obezite ile bire bir bağlantılı bir rahatsızlıktır. Aşırı kilolu olmak eklemlere fazla baskı oluşturacak ve kıkırdaklara aşındıracaktır.

Kilo vererek diz, sırt ve kalça üzerindeki baskıyı azaltabilir ve osteoartrit semptomlarını iyileştirebilirsiniz.

Gut

Gut eklemleri etkileyen bir hastalık türüdür. Kanda fazla ürik asit olduğunda oluşmaktadır. Fazladan üretilmekte olan ürik asit eklemlerde fazla kristal oluşmasına sebep olur.

Gut rahatsızlığı fazla kilolu ve obezite durumunda daha yaygın görülmektedir. Ne kadar kilolu olursanız Gut olma olasılığını aynı oranda artmaktadır. Aynı zamanda ani kilo değişiklikleri gut artışına sebep olabilmektedir. Gut durumunuz varsa ve kilo vermek istiyorsanız uzman doktorunuza başvurabilirsiniz.

Uyku Apnesi

Uyku apnesi, aşırı kilolu olma durumuyla bağlantılı bir rahatsızlıktır.

Uyku apnesi, kişinin horlamasına ve uyku sırasında kısa süreli nefes almayı kesmesi anlamına gelmektedir. Uyku apnesi rahatsızlığı gündüz uykunuzun gelmesine, kalp rahatsızlıklarına ve inme olasılığının artmasına sebep olmaktadır.

Genellikle sağlıklı kilo kaybı yaşamak uyku apnesinin önüne geçebilmektedir.

4 Kasım 2019 / by / in
Kadınlarda Menopoz Yaşı ve Erken Yaşta Menopoza Girme Nedenleri

Kadınlarda menopoz yaşı dünya geneline bakıldığında 51 olarak görülmektedir. Ancak her ülkede bu yaş ortalaması genetik, çevresel ve ırksal faktörlere dayalı olarak değişebilmektedir. Bizim ülkemizde menopoza girme yaşı 45 ile 49 yaşları arasında gerçekleşmektedir.

Menopoz denildiğinde aklımıza ilk gelecek olan yumurtalıkların artık işlevlerini yerine getirmiyor olması olur. Bu nedenle adet kanamaları olmaz.

Menopoza giren kadınlara bakıldığına sıklıkla 45 ile 55 yaşları arasında oldukları görülmektedir. Aslında kadınlarda menopoz yaşı ilerlemesi ile tamamen ilgili bir durumdur.

Bundan 100 sene öncesine bakıldığında şimdiye göre kadınlar 5 sene daha önce menopoza girdiklerini bilmekteyiz. Şu da bir gerçektir ki günümüzün kadınları, 100 sene önceki kadınlara göre daha erken adet görmeye başlamış olmalarıdır.

Erken Yaşta Menopoza Girme Nedenleri?

Zamanından önce yani ülkemizde 45-49 yaşları arasından daha önce sıklıkla 40 yaşına gelmeden yumurtalıkların işlevlerini yitirmesi durumunda erken menopoz denilmektedir.

Kadınların yüzde birlik kısmında bu görülmektedir. Şayet böyle bir durum ile karşılaşılırsa menopozu ertelemek için bir takım tedavilere gidilebilir.

Burada yapılacak ilk durum erken menopoza neyin neden olduğunu bulmaktır. Özellikle 35 yaşından önce menopoza giren bir kadına kesinlikle tedavi uygulamalı ertelenmesi için tıbbi yollar denenmelidir.

  • Otoimmun hastalıkları nedeni ile zamanından daha önce yumurtalıkların ortadan kalmasına ve menopoza girilmesine neden olur.
  • Operasyon ile iki yumurtalığın alınması sonucunda erken menopoz oluşur.
  • Kanser için görülen tedaviler.
  • Kadınlarda menopoz yaşı oranını belirleyen en önemli özelik olan genetik faktördür.
  • Kromozomlarda olan bozukluklar.
  • Hayatını nasıl sürdürdüğü yani yaşam tarzı.
  • Kadının annesinin hangi yaşta menopoza girdiği.
  • Nasıl beslendiği
  • Hayatımızda bir türlü başa çıkaramadığımız stres.

Kadınlarda Menopoz Yaşı Oranının Düşmesinin Sebepleri

  • Kendini geliştirmiş ülkelere bakıldığında kadınların daha geç menopoza girdiklerini görmekteyiz.
  • Ayrıca ekonomik durum, yaşantı kalitesi gibi etkenlerde kadınlarda menopoz yaşı ortalamasının düşmesinden önemli bir rol oynamaktadır. Ekonomik durumu iyi olan kadınlara bakıldığında daha geç menopoza girdikleri görülmüştür.
  • Başka bir faktörse alınan eğitim, yani eğitim düzeyi olmaktadır. İyi eğitim almış kadınların daha geç menopoza girdikleri görülmüştür.
  • Adet görmeye ne zaman başlandığı ile menopoza girme arasında olan ilişki tam olarak netlik kazanmamıştır. Yapılan bazı çalışmalar erken adet gören kadınların bu oranda daha erken menopoza girecekleri öne sürülmüştür.
  • Yine yapılan bir takım araştırmalar göstermiştir ki doğum yapmamış kadınlar, doğum yapmış kadınlara göre daha önce menopoza girdikleri öne sürülmüştür.
  • Zayıflık (kilo yönünden) zayıf olanlar daha erken menopoza girebilir.
  • Çalışmaların bir takımı yüksek alanlarda hayatlarını sürdüren kadınların daha önce menopoza girdiklerini göstermiştir.
  • Menopoza girme yaşı sıklıkla genetik olmaktadır. Çünkü anne yada anneanne’nin girmiş olduğu menopoz yaşlarında kızları da girmektedir.
  • Beslenmenin hayatımızın her alanında ne kadar önem taşıdığı burada da karşımıza çıkmakta. Dengesiz ve düzensiz beslenen kadınlar daha erken yaşta menopoza girmektedirler.
  • Eskiye bakarak yani bundan 20 yıl öncesine gidilirse inanların hayatta kalma ortalamaları daha düşük seviyelerde olduğunu görürüz. Buda bize kadınların menopoz dönemlerinin daha kısa olduğunu hatta bazı kadınların menopoz dönemine girmeden hayatlarını kayıp ettiğini göstermektedir.  Ancak yaşadığımız çağda insanların yaşamları daha uzun olmakla birlikte menopoz dönemleri de daha uzun olmaktadır. İşte bu nedenledir ki menopozun neden olduğu sorunlar daha önem taşımaktadır.

Ülkemize kadınların menopoza girme yaşları 45 ile 49 arası değişkenlik göstermekte olup bazı kadınlar erken menopoz denilen 40 yaşından önce bu döneme girebilirler.

Ancak bu yüz kadından sadece birinde gerçekleşmektedir. Az önce dediğimiz gibi kadınlarda menopoz yaşı sıklıkla genetik olmaktadır. Boyun kısa yada uzun olması, korunma yöntemleri gibi etkenler bu yaşta ektin rol oynamazlar.

2 Kasım 2019 / by / in
Kızamık Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi Nelerdir?

Kızamık Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi Nelerdir?

Toplumumuzda görülebilen sağlık sorunlarından biri de kızamık hastalığıdır. Genellikle çocuklarda görülebilen kızamık hastalığı nadiren de olsa yetişkinlerde de görülebilmektedir. Oldukça bulaşıcı bir hastalık olan kızamık hastalığının belirgin özelliklerinden biri de tehlikeli bir sağlık sorunu olmamasıdır. Fakat tedavi edilememesi durumunda beraberinde bazı hastalıkların da oluşmasına neden olabilmektedir.

Geçmiş yıllara oranla günümüzde daha az görülebilen kızamık hastalığı başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere birçok uluslar arası sağlık örgütlerinin hastalıklar listesinde yer almaktadır. Bazı faktörlere bağlı olarak meydana gelebilen kızamık hastalığının belirgin niteliklerinden biri de hastadan sağlıklı bireye çok hızlı bir şekilde geçiş yapabilmesidir. Bu sebeple uzmanlar kızamık hastalığına maruz kalan bireylerden hastalığın tamamen tedavi edilmesine kadar uzak durulması gerektiğinin altını çizmektedirler.

Etkilerini gösterdikten bir müddet sonrasında bireyin halsizleşmesine neden olabilen kızamık hastalığı ayrıca tedavi edilmediği takdirde etkilerini uzun süreçler devam ettirebilmekte ve bu süreçler içerisinde bireyin iş ve sosyal aktivitelerini de ciddi anlamda olumsuz etkileyebilmektedir.

Teşhisinin ve tedavisinin oldukça basit ve kısa süreli olduğu kızamık hastalığı çocuklarda görüldüğü takdirde ise okul başarısında ciddi anlamda düşüşlerin oluşmasına neden olabilmektedir. Dolaysıyla özetle kızamık hastalığının henüz ilk belirtilerinin görülmesi halinde hemen doktora başvurulması gerekmektedir. Peki kızamık hastalığı nedir belirtileri ve nedenleri nelerdir dilerseniz birçok bireyler tarafından merak edilen bu sorularımızın cevaplarını uzmanlardan derlemiş olduğumuz genel bilgiler kapsamında sizlere hemen bilgiler sunalım.

Kızamık Hastalığı Nedir?

Bulaşıcı hastalıklar sınıfında yer alan kızamık hastalığı daha çok ilkbahar ve kış aylarının sonlarına doğru ortaya çıkmaktadır. İlgili virüse bağlı olarak deri döküntüleri ve ateş ile seyredebilen kızamık hastalığı toplumumuzda ortalama olarak oranında görülebilmektedir.

Kızamık hastalığının bulaşma yolları konuşma, öksürme ve hapşırma yoludur. Kızamık hastalığına yakalanan hastanın bu 3 eylemi gerçekleştirmesi durumunda hastalığa neden olan virüs havaya saçılan baloncukların içerisinde yer alarak çevrede yer alan sağlıklı bireylerin vücuduna kolaylıkla giriş yapabilmektedir. Bu bakımdan kızamık hastalığına maruz kalan bireyden uzak durulmasında faydalar bulunmaktadır.

Kızamık Belirtileri Nelerdir?

Kızamık hastalığının bazı belirtileri bulunmaktadır. Hastalık belirtilerini genellikle bir müddet sonra gösterebilmektedir. Virüsün vücuda giriş yapması ile birlikte hastada şu gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır;

  • Yüksek ateş ve titreme
  • Ağız içerisinde küçük ve beyaz lekelerin meydana gelmesi
  • Kuru ve inatçı öksürük
  • Gözlerin kızarması
  • Işığa karşı hassasiyet oluşması
  • Deride döküntülerin meydana gelmesi
  • Halsizlik ve yorgunluk meydana gelmesi
  • Bademciklerde şişme meydana gelmesi gibi belirtiler kızamık hastalığı belirgin belirtileridir.

Kızamık hastalığı ana nedeni virüslerdir. Özellikle ilkbahar ve kış aylarında hastalığa neden olabilen virüslerin etkin olabildiği dönemlerdir. Bu sebeple kızamık hastalığına yakalanma oranının bu iki ay içerisinde yakalanılması oldukça yüksek olmaktadır.

Kızamık Hastalığı Tedavisi?

Kızamık hastalığı tedavi edilebilmektedir. Kızamık hastalığının tedavisinde ise genellikle yalnızca kızamık aşısı uygulamasına başvurulmaktadır. Hastalığın önlenmesinde ve tedavi edilmesinde oldukça etkili olan kızamık aşısı daha çok çocuklarda uygulanabilmektedir. Çünkü yukarıda da belirttiğimiz üzere kızamık hastalığı özellikle çocuklarda yoğun olarak görülebildiğinden dolayı çocuk hastalıklarından biridir.

Kızamık aşısı;

Kızamık aşısı cilt altına doğrudan enjeksiyon ile gerçekleştirilmektedir. Hastalığa henüz maruz kalmamış olan erişkinlerde 2 doz halinde uygulanırken ilk uygulama en erken 12 ay ile 15 aya kadar ikinci uygulama ise 4 ila 6 yaş aralığındaki çocuklarda uygulanmaktadır. Bu aşamalardan sonrasında birey kızamık hastalığından ortalama olarak % 99 oranında korunmaktadır. Herhangi bir yan etkisinin bulunmadığı kızamık aşısı hastalığın tamamen iyileştirilmesinde en etkili olan tedavi seçeneğidir.

Kızamık hastalığı tedavisi hakkında da sizlere gerekli bilgiler sunduktan sonra kızamık hastalığı nedir belirtileri ve nedenleri nelerdir hakkındaki makalemizi sizlere sağlıklı günler dileyerek burada sonlandırmaktayız.

30 Ekim 2019 / by / in
Mide Ağrısı ve Yanması

Mide ağrısı ve yanması, gaz ya da ağızda oluşan koku gibi şikayetleriniz var ise, Mide Ülseri belirtisi olabilir.

Mide Ülseri; midenin iç yüzündeki mukoza ismi verilen tabakanın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle erişkinlerde olmak üzere bir çok insanda sık görülen bir durumdur. Helikobakter pilori ismi verilen bulaşıcı mikrobun ağızdan alınması sonucu ortaya çıkar.

Bu durum uzun süre hastayı rahatsız edebilmektedir, erken müdahale yapılmadığı durumda midenin iç yüzeyinde delik görünümünde bir çukur meydana gelir. İleri dönemlerde ülser kanamalara neden olur ve son olarak mide delinmesine yol açar.

Mide Ağrısı Nasıl Geçer?

Mide Ülserinin problemi yaşayan insanların başlıca şikayetleri;

İlk yaşanan sıkıntılar mide yanması ve ağırlık hissi yaşanmasıdır. Ağızda sürekli olarak ekşimsi bir tat hissederler ve tat alma hissi zayıflamaktadır. Mide yanması problemine ek olarak mide ağrısı yaşarlar.

Diğer yaşanan belirtiler arasında özellikle yemeklerden sonra mide ağrısı, iştah kapalılığı, aşırı sinir, hazımsızlık, mide ekşimesi görülür.

Hastalığın oluşumunda, alkol, sigara, stres, baharatlı yiyecekler, aşırı içilen çay-kahve ve asitli içecekler etkendir.

Hastalık alanında uzman doktorlar tarafından hastanın şikayetleri, röntgen veya gerekirse endoskopik incelemeler neticesinde kolayca teşhis edilebilir.

Hastalığın giderilmesinde ilaç tedavisi uygulanır. Doktorlar tarafından yazılan ilaçlar, Helikobakter Pilori yok etmek ve mide asidini düzene sokmak amaçlı kullanılır. Tedaviye kolaylıkla cevap veren bu rahatsızlığın en büyük tetikleyicilerinden biride stres.

Bununla birlikte, Mide ağrısına iyi gelen yiyecekler tüketin, öğünleri kaçırmayın, istirahat ve sigara ve alkolden uzak durun böylelikle tedaviyi hızlandırabilirsiniz.

29 Ekim 2019 / by / in
Varis Olmaması İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

Varis kadınların %40 ı erkeklerin % 25 inde görülen çok yaygın bir rahatsızlıktır. Ayak diz bacak bölgesinde oluşan bu hastalık sıklıkla meydana gelen ağrılar, kaşınmalardan anlaşılır. Eğer ayaklarınız da ve bacaklarınızda büyük oranda ağrılar, sıkışmalar ve günlük yürüyüşlerinizi yaparken sıkıntılar oluyorsa varis teşhisi konulabilir.

Yürürken ayakların ağırlaşması, gece uyurken ve sabah kalkarken kramp girmesi, şiddetli ağrılar varis belirtisi arasında olabilir. Varis genelde kadınlarda daha yaygın olduğundan günlü spor aktivitelerini yerine getiremeyen kadınlar oldukça fazladır.

Bu nedenle varis oluşmaması için dikkat etmeniz gerek şeyler vardır.  İnsan vücuduna kan iki ayrı yoldan taşınır. Atardamarlar ve toplardamarlar.

Atardamarlar oksijen yüklü kanı kalpten vücudun en uç noktalarına göre taşır. Toplardamarlar ise karbondioksit taşıyan kanı temizlenip oksijen yüklenecek olan akciğere geri taşır. Toplardamarların çoğu dışarıdan fark edilebilir. Bu damarların isimleri küçük ve büyük varis denir. Bu damarların her biri ağaç kökü gibi dağılmıştır. Damarlar arasında ki kan dağılımı bir noktada birleşir ve toplardamarda toplanır ise şişmelere ve ağrılara neden olur. Bu yüzden adı varis olarak adlandırılmıştır.

Varis olmaması için dikkat edilmesi gerekenler vardır. Varis oluşumu önceden tedbir alındığında azaltılabilir. Varis genelde kalıtsal olarak görülür. Aile bireyleri arasında varis varsa genelde çocuklarda da olur. Sürekli olarak ayak durma ve zorlamalar da varisi tetikler. Varis olmadan önce veya olduktan sonra mutlaka doktor tedavisine başvurulmalıdır.

Varis olmaması için dikkat edilmesi gerekenleri şu şekilde sıralayacak olursak;

  • Bol hareket etmek; Sürekli ve devamlı olarak spor yapmak düzenli bir spor hareketleri oluşturmak ve düzenli hareketlerde bulunmak
  • Soğuk su ile bacakları yıkamak. Soğuk su damarları gerer ve kalbe kanın hızlı taşınmasına yardımcı olur. Bu nedenle soğuk su ile duş almak bacakları yıkamak iyi olacaktır.
  • Bol giysiler giymek gereklidir. Kıyafetlerinizin bacakları sıkmamasını tercih ediniz.
  • Topuklu ayakkabı kullanıyorsanız eğer çok yüksek topukludan kaçının ve her gün farklı topuklular giyerek değişim sağlayın.
  • Sigara kullanımını kesin sigara damar yolu enfeksiyonlarını artırdığından daha çok varis oluşumunu artırır.
  • Hormonlar da varis oluşumunu tetikleyen etkenlerdendir. Kadınlarda bulunan östrojen damarlarda genişlemeye yol açtığından kadınlarda daha sık görülen bir rahatsızlıktır.
  • Sabit durmamak gereklidir. Sürekli oturuyorsanız hareket etmeli, ayağa kalkmalı ayakta uzun süre durmamalıdır.

Varis olmaması için dikkat edilmesi gerekenler arasında en çok da spor egzersizlerinin artırılmasıdır. Hareket etmek varisi önleyici tetikler arasındadır. Varis oluşumu sonrası da hareket etmek ve spor yapmak oldukça önemlidir. Varis oluşumunu önlemek amaçlı alınan bu tedbirler oldukça dikkat edilmesi gereken hususlardır.  Varis eğer ailenizde varsa mutlaka bu tedbirlere uymanız gerekir.

Bu önlemleri almazsanız varise yakalanma riskiniz oldukça yüksektir. Varis küçük ve basit bir hastalık gibi gözükse de ciddiye alınması gerek bir sorundur. Genetik olarak daha çok görülen varis oluşumundan sonra hemen doktora gidilmelidir.  Varis birçok hastalığın ön tetikçisi olabildiği gibi önemli bir konu oluşturur. Dikkat edilmesi gerekenler bol giysiler tercih edilmelidir.

Varis olmaması için dikkat edilmesi gerekenlerden en önemli olanı bu oluşumun fark edilmesinde hemen doktora başvurmaktır. Doktor tavsiyelerini dikkat edilerek yapılacak olan önlemler oluşumu engelleyecektir. Varis oluşumunun en önemli belirtileri arasında ayaklarda oluşan aşırı ağrı, şişmeler ve karıncalanmalardır. Varis için alınacak tedbirleri yukarıda sıraladık sizlerde varis olacağınızı düşünüyorsanız bu uyarılara önemle dikkat etmelisiniz.

29 Ekim 2019 / by / in
Obezite Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Günümüzde en sık görülen sağlık sorunlarından biri de obezite hastalığıdır. Çeşitli faktörlere bağlı olarak meydana gelebilen obezite hastalığı birçok nitelikleri sayesinde fazla kilo sorunundan farklılık teşkil etmektedir. Bazı belirtilerinin de bulunduğu obezite hastalığı tedavi edilmediği takdirde genel sağlığı ciddi anlamda tehdit edebilmektedir.

Bununla birlikte genel ruh dengesinin de olumsuz yönde etkilenmesine neden olabilen obezite hastalığı etkilerini göstermesi ile birlikte bireylerde özgüven duygusunun ciddi anlamda azalmasına, sosyal ve iş aktivitelerinde gereken başarıyı yakalamamasına ve daha pek çok olumsuzlukların oluşmasına neden olabilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün de genel sağlığı olumsuz yönde etkileyen sağlık sorunları listesinde yer alan obezite hastalığı daha çok orta ve ileri yaş grubunda yer alan bireylerde ortaya çıkmaktadır. Tedavisinin bulunduğu sağlık sorunlarından olan obezite hastalığı tedavi edilmediği takdirde beraberinde çok daha ciddi sağlık sorunlarının meydana gelmesine de zemin hazırlayabilmektedir.

Peki çağımızın en fazla görülen rahatsızlıklarından biri olan obezite hastalığı nedir belirtileri nelerdir dilerseniz makalemizin de ana konusu olan bu sorularımızın cevaplarını uzmanlardan derlediğimiz bilgiler doğrultusunda sizlere hemen bilgiler sunalım. İlk olarak obezite hastalığının tanımlaması hakkında sizlere bilgiler sunalım.

Obezite Sorunu Nedir?

Obezite hastalığı; Vücuttaki yağ dokusunun aşırı bir şekilde fazlalaşması sonucunda meydana gelen komplike bir sağlık sorunudur. Dolaysıyla aşırı kilo rahatsızlığının üzeri katmanı olarak da tanımlayabileceğimiz obezite hastalığı vücuttaki genel yaş dengelenmesinin ciddi anlamda değişime uğraması olarak da adlandırılabilmektedir.

Obezite Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Obezite hastalığının genel tanımlaması hakkında sizlere bilgiler sunduktan sonra şimdi de obezite hastalığının belirtilerinin neler olduğu hakkında bilgiler sunalım. Obezite hastalığının belirtileri ise şunlardır;

  • Önceki dönemlerde giyilen kıyafetlerin dar gelmeye başlaması
  • Tartıda görülen kilo oranının her geçen gün daha da artmaya başlaması
  • Bel bölgesinin gün geçtikçe yağlanması
  • Gün boyu aşırı bir şekilde terleme oluşması
  • Yürüme ve hareket etmede güçlük çekilmesi
  • Gün içerisinde çok düşük enerji harcanmasına rağmen yorgunluk durumunun oluşması
  • Nefes nefese kalınması ( merdivenleri çıkarken ve inerken)
  • Nefes alış verişinde güçlük çekilmesi
  • Sabahları uyanmada güçlük çekilmesi ve sıklıkla baş ağrısı oluşması gibi belirtiler obezite hastalığının başlıca belirtileridir.

Obezite Hastalığı Nedenleri Nelerdir?

Obezite hastalığının birçok nedenleri bulunmaktadır. Bu nedenler şunlardır;

  • Yanlış beslenme alışkanlıkları
  • Genetik faktörler
  • Aşırı yağlı gıdaların aşırı olarak tüketilmesi
  • Karbonhidrat ağırlıklı beslenme alışkanlığı
  • Hareketsiz yaşam tarzı
  • Kilo aldırıcı ilaçların uzun süreli olarak kullanılması
  • Doktor tavsiyesi dışında kilo aldırıcı ilaçların kullanılması
  • Psikolojik faktörler
  • Bazı hastalıklar (uyku apsesi gibi)
  • Fast food tarzı gıdaların tüketilmesi gibi faktörler obezite hastalığının başlıca nedenleridir.

Obezite Hastalığının Tedavi Edilmediği Takdirde Ne Gibi Rahatsızlıkların Oluşmasına Neden Olmaktadır?

Başlı başına bir hastalık olan obezite hastalığı tedavi edilmediği takdirde beraberinde birçok sağlık sorunlarının meydana gelmesine neden olabilmektedir. Obezite hastalığının beraberinde yol açabildiği sağlık sorunları ise şunlardır;

  • Nefes darlığı rahatsızlığı
  • Depresyon hastalığı
  • Psikolojik problemler
  • Şeker hastalığı
  • Kalp damar hastalıkları
  • Yüksek tansiyon
  • Zor gebelik ve ölü doğum
  • Kan yağlarında bozukluk
  • Akciğer pıhtılaşması
  • Düzensiz adet görme
  • Migren
  • Felç
  • Astım
  • Karaciğer yağlanması
  • Uyku problemleri
  • Kronik stres
  • Kronik yorgunluk
  • Gut hastalığı
  • Sırt ağrıları
  • Gastrit hastalığı
  • Lenfödem
  • Çatlaklar
  • Selülit
  • İdrar kaçırma
  • Böbrek iltihaplanması ve böbrek yağlanması
  • Kronik böbrek yetmezliği gibi birçok hastalıkların meydana gelmesine neden olabilmektedir.

Obezite Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılmaktadır?

Obezite hastalığında ilk olarak ilaç tedavi uygulamasına başvurulmaktadır. Kilo atıcı etkili ilaçlar sayesinde orta düzeyli obezite hastalıkları kolayca tedavi edilebilmektedir.

Obezite hastalığının tedavisinde başvurulan diğer bir tedavi seçeneği ise cerrahi müdahale tedavi uygulamasıdır. Daha çok ileri düzeylerdeki obezite hastalıklarında başvurulan cerrahi müdahale tedavisinde ise birkaç seanslık operasyon ile vücutta yer alan fazla yağ kütleleri alınmaktadır. Bu sayede hasta tekrar eski ideal kilolarına geri dönüş yapmaktadır.

Obezite hastalığının tedavisinin nasıl yapıldığı hakkında da sizlere bilgiler sunduktan sonra obezite hastalığı nedir belirtileri nelerdir hakkındaki makalemizi burada tamamlamaktayız.

Obezite hastalığının yukarıdaki belirtilerinin görülmesi durumunda hemen doktora başvurulması gerektiğini tekrar belirtmekte faydalar görmekteyiz. Obezite hastalığından korunmak için obezite hastalığına neden olan faktörlerden uzak durulması gerektiği uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Sağlıklı günler dileriz.

17 Ekim 2019 / by / in
Mide Ağrısı Nedenleri

Gündelik hayatta neredeyse herkes mide ağrısı problemiyle karşılaşmıştır. Fakat unutmamak gerekiyor ki karın bölgesi içerisinde yer alan herhangi bir organda bu ağrı hissini veriyor olabilir. Mide ağrısının nedenlerini araştırmak gerekir. Her karın ağrısı mide ağrısı değildir. Eğer mideden kaynaklanan bir ağrı ise;

  • Midede enflamasyon (iltihab) olabilir,enflamasyonun getirdiği bir ülser vardır bu yaranın getirdiği ağrıdır.
  • Mide iyi çalışmıyor ise, midenin gerginliğinden kaynaklanan bir ağrı olabilir.
  • Midenin düzensiz kasılmalarından oluşan bir mide ağrısı olabilir.

Yukarıda belirtilen bu üç madde mide ağrısı nedenleri arasında yer almaktadır. Fakat dikkat etmeniz gereken önemli nokta ise, karın bölgesinde de farklı organların olduğu ve mide ağrısının diğer organlardaki ağrılarla karıştırılmaması gerektiğidir.

Mide ağrısı nedenleri nelerdir?

Safra Kesesi

Safra kesesi taşları, safra atakları ile kendini gösterir. Bir kaç saatte bir üst karın bölgesinde giderek artan bir ağrı hissedilir. Bu acı sırta doğru, kürek kemiklerinin olduğu bölgelerde de hissedilir. Aynı zamanda mide bulantısı da görülür.

Pankreas İltihabı

Pankreas iltihabı rahatsızlığı mide ağrısı gibi hissedilmektedir. Pankreas iltihabı üst ve orta karın bölgelerinde ağrıya neden olur. Bazen pankreas iltihabı ağrısı aşırı zonklama derecesinde olabilir. Öne tarafa doğru eğilmek, sırt üstü yatmak ya da kusmak ağrı hissini giderebilir.

Reflü

Reflü problemi, üst mide ve alt göğüs ağrılarına yol açabilir. Bu nam-ı diğer mide ekşimesi olarak da adlandırılan ağrıdır. Mideden yemek borusuna doğru çıkan, aşırı derecede yakıcı bir sıvı ile kendini gösterir. Aşırı derecede yemek veya yanlış beslenmek tetikler.

Laktoz intöleransı

Dünya da milyonlarca insanda görülen bir durumdur. Süt ve süt ürünlerinde ki şekerin sindiriminde sorun yaşanmasıyla ortaya çıkar.Gıda intoleransı hafif mide ağrısı, şişkinlik, ishal, geğirme, gaz ve hazımsızlık gibi sorunlar teşkil eder.

İlaçların Yan Etkileri

İlaçların yan etkileri mide ağrısına yol açabilir. Oral bifosfonatlar, osteoporoz ilaçları gibi birtakım ilaçlar yemek borusunun alt kısmında ağrıya neden olabilir. Ibuprofen ve aspirin gibi NSAID (steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar) olarak bilinen ağrı kesici ilaçlar da midede şişkinliğe neden olabilir ve hatta ülsere yol açabilir.

Gluten intöleransı

Bazı insanlar buğday, arpa, çavdar da protein olan gluten’e karşı duyarlıdır .Gluten ince bağırsakta hasara neden olabilir. İnce bağırsağın anormal çalışması bu besinleri absorbe edemez ve sonuç olarak, mide bölgesinde, ağrı, şişkinlik, gaz gibi problemlere yol açar.

Stres

Günümüzde pek çok hastalığın kaynağı olarak gösterilen stres mide ağrısınında da düşmanlarındandır. Stres hormonları mide de veya bağırsaklar da spazmlara sebep olabilir. Bununla birlikte stresin etkisi ile düzensiz ve kötü beslenme mide ağrılarına yol açar.

Endometriyoz

Kadınlara ait bir problemdir. Rahim zarında yer alan hücrelerin rahim (endometrium) dışındaki diğer yapılarda da büyüdüğü kronik bir rahatsızlıktır. Bu da ağrı ve düzensiz kanamalar şeklinde kendini gösterir.

Tiroid Sorunları

Tiroid problemi boyun bölgesinde olsa da, tiroid bezleri vücudun diğer bölgelerinde yer alır ve Tiroid vücutta çeşitli fonksiyonlarını düzenler ve sindirim sistemlerinden biridir,

Parazitler

Kimse mide ağrısının parazit, solucan vb. gibi nedenlerden kaynaklanmasını istemez fakat bu olası bir durumdur.

Apandisit

Apandisit ağrısı karnın sağ alt bölümünde hissedilmektedir. Mutlaka patlamadan alınmalıdır, aksi takdirde peritonun da iltihaplanmasına yol açacağından tedavisi zorlaşır. Apandisit ağrısı yaşadığınızda zaten bu ağrının mide kaynaklı bir ağrı olmadığının farkına varacaksınız ve ilk işiniz acil servise başvurmak olacaktır.

15 Ekim 2019 / by / in
Boyun Fıtığı: Tanısı, Belirtileri, Nedenleri, Tedavisi

Boyun Fıtığı Nedir?

Boyun tam olarak 7 tane boyun omurundan meydana gelmektedir. Bu omurların aralarında hareket kabiliyetini sağlayan diskler bulunur. Diskler bünyesinde su ve kollajen bir yapı barındırmaktadır. Bu sayede hem iki kemiğin birbirlerine temasını önlemekte hem de taşıdığı ağır yükleri, bir nevi yay görevi görerek absorbe etmektedir.

İlerleyen yaşlarda veya birtakım travmalar neticesinde disk dokusu bünyesinde barındırdığı su gider ve tıpkı yağsız çalışan bir motor gibi, hareket kısıtlanır ve daha sert bir yapı oluşur.

Diskin dış tarafındaki daha sert yapıda olan ufak yırtıklardan yumuşak olan kısım dışarı taşar. Hatta bazı durumlarda omur yapısında meydana gelen deformeler neticesinde, küçük kemik çıkıntıları meydana gelmektedir. İç kısımdaki yumuşak olan yapının ya da kemiklerin etrafındaki dokulara baskısı ile oluşan bu duruma “boyun fıtığı” adı verilmektedir.

Boyun Neden Ağrır?

Boyun ağrıları hayatın her evresinde meydana gelebilecek bir durumdur. Boyun ağrısı, yaşamı boyunca her 3 kişiden 1’ini ziyaret etmektedir..

Boyun omur ismi verilen kemiklerden, eklemlerden, omurların arasında bulunan disklerden ve omurga etrafındaki kas ve bağlardan oluşmaktadır.Bu kısımların herhangi birinde meydana gelen bozukluklar boyun ağrısına sebep olur.

Hastalık olarak incelendiğinde  boyun fıtığı, boyun omurgasında kireçlenme, disk dejenerasyonu, miyofasyal ağrı sendromları, romatizma, osteoporoz, kötü duruş gibi problemler karşımıza çıkmaktadır. Boyun ağrılarının en dayanılmaz olanı ve sık rastlananı ise boyun fıtığı rahatsızlığıdır.

Boyun Fıtığının Belirtileri?

Boyun fıtığı rahatsızlığının başlıca belirtisi ağrı hissinin oluşmasıdır.  İlk aşamalarda buna sırt ağrısı da eşlik edebilmektedir.

Hastalığın ilerlemesiyle birlikte, dejenere olan disk sinirlere baskı yapar ve kollarda, parmak uçlarında ağrı ve uyuşma hissi meydana getirir. Sinirin maruz kaldığı bu baskı, giderek güç kaybına neden olur. Eğer zamanında tedavi edilmez ise, bu güç kaybı bacaklara kadar inebilmektedir..

Boyun Fıtığı Tanısı

Doktora başvuran kişilerin şikayetleri boyun fıtığı tanısını kendini ele vermeye yetmektedir. Fakat kesin sonuca varabilmek için, doktorlar tarafından muayene edilerek ve MR çekilmesidir.

Birtakım hastalıklar da boyun ve kolda ağrı hissi uyandırabileceği için hastalığın diğerlerinden ayırıcı özellikleri gözetilmelidir. Zira boyun omurlarını tutan tümör ya da enfeksiyonlar da benzer şikayetlere yol açabilmektedir.

Boyun Fıtığı Tedavisi

Boyun fıtığında hastalık için tüm tedavi yöntemleri uygulandıktan sonra yine de başarıya ulaşılamaz ise ameliyat kararı verilmektedir. Çoğu hasta için genellikle, istirahat, fizik tedavi ya da ilaç tedavisi uygulanır.

İlk zamanlarda şiddetli ağrılar ile baş edilebilmesi için, istirahat ve ilaç tedavisi uygulanır. Ağrı azaltıldıktan sonra fizik tedavi safhası başlanır.

Ödem azaltıcılar, ağrı kesiciler, kas gevşeticiler verilen ilaçlar arasındadır. İlk zamanlarda ani hareketleri önlemek amacıyla kısa bir zaman da olsa boyunluk önerilebiliyor. Boyunluk uzun süre kullanıldığı taktirde boyun kaslarını zayıflatabileceğinden pek tavsiye edilmemektedir.

Boyun fıtığı tedavisinde fizik tedavinin büyük bir önemi bulunmaktadır. Boyun bölgesine sıcak uygulamaları, kasları gevşetmek amaçlı uygulanan kızıl ötesi ışınlar, ultrason ve elektriksel uyarıcılar kullanılmaktadır.

Boyun Fıtığı Ameliyatı

Boyun fıtığı tedavisinde ameliyat gerektiren durumlar sadece %10’luk bir kısmıdır. Ancak ilerleyici kas gücü kaybı, duyu bozuklukları ya da refleks kayıplarına yol açabilecek boyun fıtıklarında boyun fıtığı ameliyatı aşamasına geçilir.

Ayrıca diğer tedavi yöntemlerine cevap vermeyen hastalarda, omurga kırığı veya kayması olanlarda, ciddi omurilik baskısı altındaki hastalara cerrahi müdahalelerde bulunulmaktadır.

Günümüzde uygulanan boyun fıtığı ameliyatları hastanın rahatlamasına kesin çözüm sunmaktadır .Ayrıca yeni uygulanan yöntemler ameliyat sonrası oluşabilecek komplikasyonlarında önüne geçerek kesin sonuç elde edilmektedir.

11 Ekim 2019 / by / in
Parkinson Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Parkinson hastalığı beyinde depomin adı verilen bir maddenin eksikliğinden kaynaklanan bir hastalıktır. Bu maddenin eksiliğine bağlı hastalarda, hastadan hastaya değişmekle birlikte katılık, tutukluk, titreme, ağırlık, yavaşlık gibi bir takım bulgu yada bulgular ortaya çıkabilir.

Hastalığın en tipik belirtisi istirahat halinde olan ve para sayar tarzda denilebilen bir titremedir. bBu titreme genelde bir tarafta daha fazla önce çıkıyor ve yavaş yavaş ilerlemektedir. Zaman içerisinde ise bu titremeler katılık, ağırlık ve yavaşlıkta katılır.

Parkinson hastalığı genelde ileri yaşlarda görülen bir hastalıktır. Toplumda da genelde binde üç oranında görülür. Bu her 65 yaş ve üzerinde her 300 kişiden birinde görülebilir anlamına gelmektedir.

Parkinson Hastalığının Belirtileri

Parkinson hastalığının belirtileri 4 temel başlıkta toplamak mümkündür

  • Titreme. Bu titremeden el,ayak,bacak ve kafa etkilenmektedir.
  • Kasların gergin oluşu
  • Ağır hareket etme
  • Yürürken dengeyi sağlayamama

İlk ve en önemli belirtisi titremedir.Titreme tüm parkinson hastalarında görülmeyebilir fakat en yaygın belirtisi budur. Fakat her titremede Parkinson hastalığı değildir.Titreme durumu sadece bir kol veya bacakta yani vücudun tek bir uzvunda baş gösterebilir.Titremeye başlayan uzuv hareket ettirildiği zaman titreme azalır.

Dikkat: Her titremede Parkinson hastalığı değildir.

Gün geçtikçe, Parkinson hastalığı bütün bir vücuda yayılmaya başlar. Kasları olumsuz yönde etkileyerek yutma veya kabızlık sorununa kadar etkisi görülür. İlerleyen dönemlerde artık hasta boş boş bakar, kendini ifade etmekte güçlük çeker. Kimi insanlarda Parkinson, bunamaya neden olabilmektedir.

Daha önceleri ortaya çıkma ihtimali olsa da,Parkinson’un belirtileri 50-60 yaş aralığında kendini göstermektedir.

Parkinson Nedenleri

Nedenleri henüz tam olarak aydınlatılmış değil. Bahsi geçen sinir hücreleri bir şekilde etkilenmektedir. Fakat bunları neyin etkilediği muammadır. Yaşlanma ya da çevresel atıkların neden olabileceği üzerinde duruluyor.

Bunların yanısıra anormal genler, birtakım kişilerde Parkinson hastalığının nedeni olabilmektedir. Fakat genetik faktörlerin bu hastalık üzerinde etkili olduğunu gösteren somut bir delil bulunmamaktadır.

Parkinson Hastalığı Tedavisi

Çağımız heniz parkinson’un dermanını bulabilmiş değil. Fakat belirtileri kontrol altına alıcı ve hastalığın rahat geçirilmesini sağlayan ilaçlar bulunmaktadır.

Şiddetli belirtilerin olmadığı zamanlarda, tedaviye çokta ihtiyaç duyulmamaktadır. Gündelik işlerinizi görebilmenizi engelleyene dek ilaç kullanmayabilirsiniz. İlaçlar tedavi amaçlı değil de daha çok yardımcı olacağından ne kadar geç başlanılırsa o kadar iyidir.

Levodopa barındıran ilaçlar, Parkinson hastalığının belirtilerini kontrol edebilmek adına alınması gereken en önemli ilaçlardır. Fakat uzun zaman kullanıldığında ve doz aşımı gerçekleştiğinde birtakım sorunlara yol açar. Doktorlar, hastalığın erken teşhis edilmesi ile birlikte tedavi edici ilaçlar önerir. Fakat bu defa da Levadopa kullanımı ertelenir. Diğer ilaçlar Levadopaya oranla daha çok yan etkiye sahiptirler. İlacın alınma zamanı ve cinsi hastaya göre değişebilmektedir.

Bazı durumlarda, derin beyin stimülasyonu adı verilen bir tedavi yöntemi uygulanabilir. Tedavi amacıyla beyine, hareketleri kontrol altına almaya yardımcı, küçük elektrik sinyalleri ileten elektrotlar yerleştirilir. Bu iletilen sinyaller beynin o bölümünü uyarıcı etki yapar.

Gündelik hayatta dengeli ve düzenli beslenmek, spor yapmak, yeterince dinlenmek. Hem bedenen hem ruhen huzurlu olmak elbette ki bu hastalığın tedavisinde sizlere yardımcı olacaktır.

Malesef parkinson hastası olmamamız için yapılacak çok fazla bir şey yoktur ama sağlıklı yaşabilmek için yaşam tarzına dikkat etmek, sağlıklı beslenmek, bedenimizi iatif ve hareketli kullandığımız bir yaşam tarzı ile yaşamak genel anlamda vücut tablosuna destek olacak etkenlerdir.

Zihinsel çalışmaların uzun dönemde akli kapasiteleri daha üst düzeyde tutmaya yararı olabilir fakat bu hastalıkta daha çok zihinsel aktivite yapan hastalar daha az yakalanır denilemez.

10 Ekim 2019 / by / in
Sindirim Sistemi Sağlığı İçin Yapılması Gerekenler

Sindirim sistemi sağlığı için yapılması gerekenler maddelerinden önce yediğimiz birçok şeyin içinde farklı kimyasal yapıya sahip olan maddelerde bulunduğunu bilmelisiniz. Bunlar sindirim sistemimiz tarafından sindirilmeden, moleküllere bölünmeden sindirim organlarınca emilemezler ve dolayısıyla kana karışamazlar. Bu sebeple sindirim sistemi sağlığı için besinleri yutmadan önce iyi çiğneyerek mekanik ayrıştırma yapmamız gerekmektedir. Aceleyle yediğimiz fastfood tarzı besinler sindirim sistemini yorar ve genellikle gaz, şişkinlik, karın ağrısı yapar.

Birçok diyet türünde beslenme uzmanları besinleri yutmadan önce 30 civarında çiğneme hareketi yapmamızı tavsiye eder. Böylece hem sindirime yardımcı oluruz hem de beynimize tokluk hissi göndererek daha az yemekle doymuş oluruz.

Sindirim sürecinde proteinler amino asitlere, karbonhidratlar basit şekerlere (glikoz), yağlar ise yağ asitleri ve gliserole ayrışarak emilirler ve dolaşıma karı­şırlar.

Su ve mineral tuzlar, basit inorganik maddelerdir. Bu nedenle sindirilmeden emilebilirler. Vitaminler, suda ve yağda erirler. Bu nedenle su ya da yağ ile birlikte emilir ve kana karışırlar.

Sindirimi ve besinlerin bağırsaklardan kana karışmasını kolaylaştırmak için yemek aralarında su içmenin sindirim sistemi sağlığına yararı vardır. Ancak yemekten önce iki bardak su içmek gıdaların daha kısa sürede ve sindirim tamamlanmadan dışarı atılmasına neden olur. Bu daha çok kilo almak istemeyen hanımların uygulaması gereken bir durumdur.

Aşırı yağlı ve yağda kızarmış gıdalar safra kesesinin fazla çalışmasına neden olur. Mide ekşimeleri ve gaz şikayetleri başlar. Gıdalar mümkün olduğu kadar az yağlı ve kendi suyu ile besin değerlerini kaybetmeden pişirilmiş olarak tüketilmelidir. Yemekleri öğünlerde, yeterli miktarda ve fazla karıştırmadan yemek, sindirimi kolaylaştırır ve sindirim sistemi sağlığı için yapılması gerekenler arasındadır. Arada yenilen yiyecekler sindirim organlarının dinlenmesini engeller. O halde sindirim sistemi sağlığı için;

Sindirim Sistemi Sağlığı İçin Yapılması Gerekenler

  • Günlük gereksinimi karşılayacak kadar ve öğünlerde yemek yemeli.
  • Dengeli beslenmek için, protein, nişastalar, yağlar, mineral ve vitaminlerden oluşan besinleri her gün yemeğe dikkat etmeli.
  • Yemek yerken fazla konuşmamalı ve lokmaları iyice çiğnemeli.
  • Besinlerin hazırlanmasında yanık yağlara, aşırı acılara ve kızartmalara yer vermemeli.
  • Günde en az on iki bardak su içmeli ve yemek aralarında su içmeye dikkat etmelidir.
  • Yemekten hemen sonra yatmamalı en az 2-3 saat beklemelidir.
  • Besinlerin çok iyi yıkanıp temizlenmesi ve hazırlanmasında hijyen kuralla­rına uyulmalıdır.
  • Sindirim sistemi sağlığı konusunda tüm aile bireylerin eğitilmesi en önemli konudur.

90 bin kişi arasında yapılan bir araştırmada kanseri önlemek için her yemekten sonra bir bardak yeşil çay içilmesi, lifli gıdaların yenilmesi tavsiye edilmektedir. Sindirim sistemi sağlığı için kaçınılması gereken gıdalar ise kırmızı et, işleme tabi tutulmuş et ürünleridir.

9 Ekim 2019 / by / in