Blog

Kilo Vermenin Püf Noktaları

Hepimizin istediği şey aslında yiyerek kilo vermek. Ne yazık ki bu pek mümkün değil. Bizde mecburen 1 hafta sonra yapacağımız bir etkinlik için 1 haftada nasıl 10 kilo veririz diye araştırma motorlarına düşmüyor değiliz. Ama böyle bir şeyin olmayacağını hepimiz biliyoruz. Gündeme oturan o 1 hafta da 5 kilo verdiren çay, tok tutan ot, mide küçültme ameliyatları, balonlar. Bunların etrafında dolanıyoruz. Ama aslında kilo vermenin püf noktaları sayesinde bu işlem hem sağlıklı hem de daha kalıcı. O zaman başlıyoruz..

Az Az Ama Sık Yemek

Evet, hepimizin bildiği kilo vermenin püf noktaları konusunun klasik bir kuralı. Diyet yapsak da yapmasak da bu kurala ihtiyacımız var. Vücudumuza istediğimizi vermeliyiz ki vücut bize istediğimizi versin. 3 ara 3 ana öğünle aç kalmadan daha sağlıklı olabiliriz. Unutmayın kilo verelim diye sağlığımızı es geçmemeliyiz. Her şeyin başı SAĞLIK.

Unutmayın Diyet listeleri de kişiye özeldir. Sizin için olmayan diyet listeleri sizi daha sinirli ve daha sağlıksız olmanıza sebep olabilir. Herkesin parmak izi nasıl farklıysa diyet listesi de farklıdır. Yavaş yemek yemeninde büyük etkisi var tabi. Yemeğinizi ne kadar yavaş tüketirseniz, beyninize o kadar hızlı doymuşluk hissi gelir. Başlamadan ve bittikten sonra içeceğiniz bir bardak su ile kendinizi daha tok hissedersiniz.

Su Tüketimi

Her şeyin azı yarar, fazlası zarar diyerek başlıyorum. Günde en az 2 litre su içmeyi kesinlikle ihmal etmememiz gerekiyor. Bu sadece kilo vermek için değil , Sağlığımız için de geçerli. Ayrıca su en basit detoksdur. Vücudunuzun istediği miktarı belirleyip tüketmemiz şart. İçtiğiniz günlük su miktarını arttırarak yağ yakımını kolaylaştırabilirsiniz. Bunun haricinde bitki çayları ve kahve tüketimi de yağ yakmaya hatta metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olur.

Egzersiz

Diyelim üstte bulunan iki maddeyi yerine getirdik. Bu kadar yeterlimi? Ne yazık ki değil.

Haftada en az 1 gün, benim tercihim haftada 4 gün spor yapmak kilo vermenin püf noktaları arasındadır. Kendinize spor arkadaşı edinerek olayı daha eğlenceli hale getirebilirsiniz. Salona gitmek istemiyorum diyorsanız da evde zumba veya telefonunuza spor uygulamaları yükleyerek evde tek başınıza yada aile bireylerinizle sporunuzu yapabilirsiniz.

Spordan önce ve sonra içilen yeşil çayın veya şekersiz kahvenin metabolizmayı hızlandırıp yağ yaktığını da unutmamak gerekir.

Limonlu ve Sirkeli Su

Kimi araştırmacılar buna inanmasa da tüketen biri olarak söylüyorum, insanı daha diri tuttuğu doğrudur. Sabahları sirkeli su ve limonlu suyu alışkanlık haline getirmek gerçekten çok iyi bir iş.

Mideye katı bir şey girmeden önce sıvıyla desteklemek daha sağlıklı. Tabi cildimize, bedenimize hatta metabolizmamızı hızlandırması artı etkenlerden biri.

Ek Kilo Vermenin Püf Noktaları

  • Yediklerinizi not tutun. Bu gün içinde neler yediklerinizi hatırlatır buna göre daha sağlıklı devam edersiniz.
  • En geç 19:00‘da yemek yemeyi kesinlikle bırakıyorsunuz. Kaçamakların en çok yapıldığı saatlerdir. Kaçamak yapacakken aklınıza tüm gün uğraşmamızın şuan yiyeceğiniz şeye değip değmeyeceğini düşünün. Hedeflerinizi düşünün. Bunu yeseniz ne kazanacaksınız? Yemeseniz kaybedeceğiniz hiç bir şeyin olmadığını unutmayın. O vitrinde gördüğünüz elbisenin sizin üstünüzde nasıl görüneceğini aklınıza getirin.
  • Hazır gıdalar yerine ev yemekleri yemeye başlayın. Hatta küçük bir kumbara yapın canınız bir şey istediğinde o kumbaraya onun parasını atın. Bu şekilde kilo verdiğinizde istediğinizi alabilirsiniz.
  • Her gün tartılmaktan vazgeçin. Her gün tartılmak motivasyonu düşürür. Bugün ödeminiz yokken yarın artabilir ve siz  kendinizi başarısız hissedip bırakabilirsiniz

Tabi ki de öncelik BEYİNDE bitiyor. Eğer istediğiniz bedene ulaşmak, daha sağlıklı yaşamak ve hayattan keyif almak için, Kendinizi kusursuz hissetmek öz güveninizin artmasını istiyorsanız kafada bitirmeniz yeterli. Siz istemediğiniz sürece o yemekler mideye girmez. Sizin isteğiniz doğrultusunda gerçekleşir her şey. Unutmayın sizden daha önemli hiçbir şey yok. Kendinizi sevin, bedeninizi sevin. Sağlıklı yaşamı seçin.

Unutmayın o gördüğümüz elbise zayıfladığımızda çok güzel duracak.

13 Ekim 2019 / by / in
Selülitlerden Kurtulma Yolları ve Ne İyi Gelir?

Selülit nedir derseniz, kadınların en büyük dertlerinden biridir. Öncelikle selülit oluşumunun nedenini söylemem gerekirse selülitler kişinin vücudunda yağ dokusunun fazla olduğu yerlerdir, işi de selülit oluşmasına ortam hazırlamaktadır. Maalesef selülitler kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülmektedir.  Fakat artık onlar için de muhteşem yöntemler üretildi. Yani artık selülit nasıl geçer diye kara kara düşünmene gerek kalmadı. Çözümler oldukça basit ve mümkün.

Selülitlerden Kurtulma Önerileri

Selülitlerinden kurtulmak için aşağıdaki önerilere dikkatle uymalısın. Bu sayede onlardan kurtulabilirsin.

  • Öncelikle selülitlerin oluşmasına ortam hazırlamamak için dengeli beslenmeli ve düzenli olarak spor yapılmalıdır.
  • Beslenme düzeni demişken selülitlerden kurtulmanın en kolay yollarından birisi bol su tüketmektir. Günde ortalama 1.5 ile 2 litre arası su tüketilmesi gerekmektedir. Bol su tüketimi cildi sağlıklı tutacak ve sıkılaştıracaktır.
  • Yağ, tuz ve şeker oranı yüksek besinlerin tüketimi azaltılamalıdır. Zaten sağlıklı bir yaşam sürebilmek için bu üç besinin tüketimi mümkün olduğunca az olmalıdır.
  • Normal hayatta da sağlıklı olabilmek için düzenli spor yapılmalıdır. Tabi bu durum selülitlerden kurtulmanıza da yardımcı olacaktır. Haftada en az üç gün yürüyüş yapılmalıdır.
  • Vücuttaki yağ oluşumunu hızlandıracak yiyecek ve içeceklerden uzak durmak gerekmektedir. Özellikle kola, tuzlu içecekler ve hazır meyve sularından uzak durmak gerekir.
  • Koyu renk sebze tüketimine ağırlık verilmelidir. Koyu renk sebzeler antioksidan depolarıdır. Bu yüzden de ıspanak, brokoli, karpuz, yeşilbiber, domates gibi besinlerden bol bol tüketilmelidir.
  • Selülitler ilerlemiş ise tıbbi masaj uygulanmalıdır. Tıbbi masaj ilerleyen selülit tedavisi için en kesin ve gerekli çözümlerden biridir. Tıbbi masaj vücuttaki yağ dokusunda azalma görülmesine yardımcı olmaktadır.
  • C vitamini açısından zengin olan besinlerin tüketimi artırılmalıdır. C vitamini bakımından zengin besincere örnek verilecek olursa; turunçgil, çilek, karnabahar, portakal, kavun bunlardan bazılarıdır. İlgili yerlerden diğer besinler de öğrenilip tüketimi artırılmalıdır.
  • Vücutta yağ oluşumunu artıran kızartma, cips v.b besinlerin tüketimi de azaltılmalıdır. Özellikler hazır gıdalardan olan atıştırmalıkların tüketimi azaltılmalıdır. Bunların yerine doğal ve taze besinlerin tüketiminin artırılması kişinin yararına olacaktır.
  • Kilo vermek selülitlerden kurtulmanın bir başka yöntemidir. Fakat kilo verilirken dikkatli olunmasın gerekmektedir. Sağlıksız kilo verimi kişiyi hem amacına ulaştırmazken hem de birçok rahatsızlığı da beraberinde getirebilir. Bu yüzden kilo vermenin bir diyetisyen kontrolünde gerçekleşmesinde fayda vardır. Üstelik kilo verme aşamasında spor yapımı da ihmal edilmemelidir. Bu ikiliyi bir arada kullanmak fiziğinizi düzeltmenin yani selülitlerden kurtulmanın bir diğer yoludur.
  • Kişi kendisi banyo yaparken selülitli bölgesine masaj yapmalıdır. Bu iş için birkaç dakika ayırmak yeterli olacaktır. Banyo fırçası ile selülitli bölgeye masaj uygulanmalıdır.
  • Kişi kendisi de evde hazırladığı karışım ile selülitli bölgesine masaj yapabilir. Bu maddeyi uygularken şu karışımdan faydalanılabilir; zeytinyağı, çuha çiçeği ve keten tohumu karıştırılarak elde edilen karışım uygun olmaktadır. Bu karışım ile selülitlerden doğal krem yardımı ile kurtulmak mümkündür.
  • Selülit kremi ve çayı kullanılabilir. Selülit kremleri içerdikleri magnezyum, çinko, zeytinyağı, kafein, B vitamini, yeşil çay, peptit ve nar özütleri gibi maddeler sayesinde selülitlerden kurtulmaya yardımcı olunmaktadır.
  • Gazlı içecekler ve alkol selülitlerin en yakın dostlarıdır. Onlardan uzak durmak selülitlerden kurtulmaya bir adım atmak demektir. Daha ciddi önlemler alınmasına gerek kalmadan bu içecek türlerinden uzaklaşılmalıdır.
  • Gece yemeklerinden uzak durmak ve hatta akşam yemeklerinden biraz kısmak da selülitlerimden nasıl kurtulurum diyenlerin dikkat etmesi gerekenlerdendir.
12 Ekim 2019 / by / in
Eşimle Anlaşamıyorum Mutlu Olmak İçin Ne Yapmalıyım?

Herkes mutlu birliktelik ister. Aslında hepimiz şartsız, mutlu ve huzurlu bir evlilik ya da birliktelik istiyoruz. Fakat kimi zaman bazı şeyler istediğimiz gibi olmuyor ve yakınmalar başlıyor “eşimle anlaşamıyorum, mutsuzum, eşimle aram bozuk”…

Eğer her seferinde hüsrana uğruyorsa bu arzularınız bir yerlerde ters giden bir şeyler var. Onlar teker teker bulunup kafası ezilmeli. İşte çoğumuzun bildiği fakat bir türlü uygulamaya geçemediğimiz “mutluluğun bilinen sırları!

Mutluluk daim olsun istiyorsunuz değil mi? Halk arasında kulaktan kulağa duyulan tonla tavsiye var. Bunun çözümü kompleks bir denklem değil. Şarkıda da bahsedildiği gibi “bir sen, bir ben birde bebek” demek kadar kolay.

Mutlu birliktelik ya da evlilik = sevgi ,şefkat, sadakat, aşk ,cinsellik, anlayış, empati gibi klişeleşmiş kalıpların dışında var olan bir durum.
Bu davranış ve duygular elbetteki her şeyin özeti durumunda fakat bu bir ev ödevi niteliğinde. Ödevleri zamanında ve eksiksiz yapan bir öğrenci başarıya ulaşır. Bu bilgiler içselleştirilmeli ve gerçekleştirilmeli.

Biz sadede gelelim artık ve yapılması gereken ödevleri sıralayalım. Hepsini yapmasanız da en azından birkaçı ile “eşimle anlaşamıyorum” diye yakınmaların önüne geçebilirsiniz.

  • Öncelikle bir şeyi asla partnerinizden beklemeyin. Eğer o eylemin yapılmasını istiyorsanız önce siz hayata geçirin. Beklentilere kapılarak sürekli kendinizi yormayın. Beklentiler bir nevi hayal kurmaktır ve gerçekleşmeme riski vardır. Bu durumda üzülen taraf siz olacaksınız.Ona güzel sözleri siz söyleyin, fakat ondan beklemeyin.Bırakın karşılık vermesin, canınızı üzmeyin, sıkılmayın. Sizin karşılık beklediğinizi bilmesi onu mecbur kılarak yoracaktır. Beklentilerinizden vazgeçerek mutlu olabilirsiniz.
  • Beklentilerinizi yok etmek için ilk icraatınızı yapın. Aranmak istiyorsanız, siz arayın. Seni seviyorum denilmesini istiyorsanız siz deyin. Sürpriz istiyorsanız hemen ona bir sürpriz yapın. Mutlu olmanın temelinde, mutlu etmek yatmaktadır.
  • Asla karşınızdaki insanı değiştirmeye kalkmayın. Değişimi kendinizle başlatın. Nasıl ki karşı tarafın kötü huyu varsa sizinde ona kötü gelen huylarınız vardır. Karşınızdaki insanın değişmesini bekleyerek bir ömrü bu beklentilerle harcamak yerine önce siz değişin.
  • Egolarınızı tatmin etmek için onu kısıtlamayın.”Ben izin vermediğim için yapmadı/yapmıyor” demek yerine özgür bırakın ve ona güveninizi gösterin. Karşınızdaki insanın özgüven duyması ve özgür olması onun mutlu olmasını sağlar. Karşınızdaki insanı mutlu etmekte sizi mutlu eder.
  • Tasvip etmediğiniz bir davranışla mı karşılaştınız? Ön yargıdan uzak durun ve anlamaya çalışın. Derhal kızmak, bağırmak ya da daha öteye giderek şiddete başvurmak ne size nede ona olumlu katkı sağlar. Hatta onu şaşırtın ve gülümseyerek onun eteğindeki taşları dökmesini sağlayın. Onun kötü davranışı karşısında sizin gülümsemeniz onu yumuşatacak ve utandıracaktır.
  • Saygı isteyen ,saygılı insanlar olun. Önce saygıyı kendiniz gösterin sonra karşıdan bekleyin.

Hayat mutlu olmayı beklemekle geçmez. Zaten topu topu 75 yıl ömür var. O da bir bakmışsınız geçmiş. Mutlu olarak daha uzun ömürler geçirin. Sağlığınızdan olmayın. Gururlanmayın. Sol tarafınızdaki kuyruklu şeytana değil, beyaz kanatlı meleğe uyun. Bu yazıdan sonra da bir daha da lütfen “Eşimle anlaşamıyorum” demeyin. Sağlıcakla…

29 Eylül 2019 / by / in
Süper Etkili Detoks Tarifleri ve Mutfak Sırları

Son zamanlarda kulağınıza bir hayli aşina olan, aynı zamanda konu hakkında elle tutulur bir bilgi birikimine sahip olmasınız bile yararlı bir şey olduğunu adınız gibi bildiğiniz bir kelime. Peki sahiden detoks nedir, neye benzer?

Mangal yapılmış bir orman düşünelim, oksijeni dumanla karışmış, fazlasıyla havası kirlenmiş. Yok edici değil ama zarar verici, yıpratıcı, canlılığını aşağıya çeken, istenmeyen çevresel faktörlerin yağmur yağmasıyla son bulduğu temizlenme anı, arınma sürecidir.

Detoksun Yararları

Bizim hayatımızda da yer alan çevresel faktörlerin başında hava kirliliğini sayabiliriz. Ayrıca günlük yeme, içme alışkanlıklarımızın içerisinde bulunan zararlı maddeler, sigara, alkol, bazı kozmetik – bakım ürünlerindeki kimyasallar ve düzensiz uyku düzenimizi de ekleyebileceğimiz daha bir çok faktör ile vücudumuzda istenmeyen toksit birikimine davetiye çıkartabiliriz.

Sıra işin sihirli kısmı, detokusun marifetiyle tanışmaya geldi. Ancak ondan önce bilmemiz gereken bir şey var. Bizim vücudumuzda ki yağmurumuz ise karaciğerimizdir.

Kendini de yenileme özelliğine sahip olan 1,5 kg ağırlığında olan bu organımız sayesinde muazzam bir sistemle kan içerisinde görülen zehirli toksit maddelere filtre görevi sağlayarak, bu yolda ki en büyük iki destekçisi olan incebağırsak ve ardında ki durağı olan böbrekler vasıtasıyla dışarı atılmasını, yani vücuttan uzaklaştırmayı ya da parçalamayı sağlar.

Gördüğümüz üzere aslında hayatımız boyunca her an bu sistemle detoks gerçekleştirmiş olur. Fakat bu konuda küçük bir ayrıtın var eğer şanslıysak, metabolizmamız güçlü, sağlığı yerinde ise evet bu toksinlerin bir kısmını atabiliyor doğru, ancak bir kısmını tamamını değil.

İstikrarlı uygulanan detoks programları vücuda direk olumlu cevaplarla geri dönüş sağlar. Vücudun eksik kalan ya da tamamen kaybedilen yanlarını geri kazandırır. Ödemden arındırır, şişkinliği azaltır, yağ yakıcı etkisiyle kilo vermeye yardım eder, cildin canlılığını sağlar, vücudun dinamikliğini ve genel formunu koruması gibi bir çok faydası mevcuttur.

Yeşil & Limonlu Detoks Tarifleri

Mucizevi faydaları olan detoks kürlerini evde pratik şekilde hazırlayarak sizde formunuzu koruyabilirsiniz.

Salatalık – Limon Kürü

Güne başlarken fresh bir tad arıyor, gün boyu zinde kalmanın formülünü arıyorsanız işte tam size göre;

Malzemeler:

  • 300 ml. Su
  • 1 adet salatalık
  • 1 adet limon ve nane yaprakları

Hazırlanışı:  Salatalıkları ve limonları istediğiniz şekilde (halka, yarım ay) kesip suya attıktan sonra almak istediğiniz nane aromasına göre naneleri karşıma ekleyebilirsiniz. Bir gece buzdolabında bekledikten sonra tüketebilirsiniz.

Maydanoz – Limon Kürü

Özellikle karaciğer yağlanmanız varsa işte aradığınız kür, artık kendi hazırlayacağınız detoksa başlayabilirsiniz. Senede iki, altı ayda bir on beş gün olmak üzere uygulanmaktadır. Fazlası metabolizmanızı yorabilme açısından tavsiye edilmemektedir.

Malzemeler :

  • 1 su bardağı Su
  • 1 tam sıkılmış Limon
  • 15-16 dal maydanoz

Hazırlanışı: Bir su bardağı su ile bir adet sıkılmış limonu blender da buluşturup on beş – on altı dal maydanozu ilave ettikten sonra, karışımı blenderdan geçirdikten sonra tüketilmeye hazırdır. Yeşil renkteki zengin karışımımız sabahları aç karnına kahvaltıdan 30-40 dakika önce tüketilmesini tavsiye edilir.

Kereviz Sapı & Zencefil – Limon Kürü

Vücudunuzdaki ödemlerin canınızı sıkmasına bu kür ile son verebilirsiniz. Günde 1-2 bardak içmeniz yeterli olacaktır.

Malzemeler :

  • Maydanoz
  • Limon suyu
  • Salatalık
  • Elma
  • Kereviz sapı
  • Zencefil
  • Maden suyu

Hazırlanışı: Bir elma, bir çay kaşığı zencefil, bir kereviz sapı, iki su bardağı maydanoz, İki su bardağı salatalık, iki su bardağı madensuyu, üç yemek kaşığı limon suyu ile iyice karışıncaya dek blenderdan geçirin. Detoksunuz tüketime hazırdır.

5 Eylül 2019 / by / in ,
Doğal Yöntemlerle Sağlıklı ve Hızlı Tırnak Uzatma Yöntemleri

Tırnakların uzamasını önleyen bazı faktörler vardır, bunlar tırnak problemleri, ayrılma, kırılma, kırılgan tırnaklar gibi etkenlerdir. Bu makalemizde sizlere, hızlı tırnak uzatma yöntemleri konusundan bahsedeceğiz. Böylelikle tırnaklarınızı hem doğal hem hızlı hem de sağlıklı bir şekilde uzatmanız için gerekli olan bilgiler almış olacaksınız.

Sağlıklı ve Hızlı Tırnak Uzatma Yöntemleri

Aşağıda bahsettiğimiz sağlıklı ve hızlı tırnak uzatma yöntemlerini uygulayabileceğiniz tariflerden bahsedeceğiz.

Portakal Suyu

Hızlı tırnak uzatma yöntemlerinin başında portakal suyu gelir.

C Vitamini bolluğu, tırnaklarınızı daha sağlıklı ve zamanla güçlendirmeye yardımcı olacak kollajen üretimini kolaylaştıracaktır. Ayrıca tırnakların hızlı uzamasını iyileştiren çok miktarda folik aside sahiptirler.

  • Taze portakal suyu yapın ve bir kaseye koyun.
  • Tırnaklarınızı yaklaşık 10-15 dakika boyunca kasenin üzerine koyun.
  • Ilık su ile yıkayın, kurulayın ve biraz doğal nemlendirici uygulayın.
  • Etkili sonuçlar görene kadar bu adımları en az günde bir kez uygulayın.

Limon Suyu

Portakal gibi, limon da aşırı miktarda C vitamini içerdiğinden tırnak uzatmak için mükemmel bir ilaç olarak kabul edilir.

Ayrıca sararmış tırnaklardan kurtulup güzel bir parlaklık verdiği de ispatlanmıştır.

Limon suyu ve zeytinyağı karışımı yaparak, karışımı bir süre ısıtın ve tırnaklarınızı 10-15 dakika kadar bu karışım içerisinde tutun.

Bu işlemi sürekli olarak yaptığınızda, tırnaklarınızda hızlı uzamayı rahatlıkla görebileceksiniz.

Biotin

Tırnakların sağlık gelişimi için birçok vitaminin gerekli olduğu söylenir. Bu nedenle, genel olarak sağlığın korunması ve spesifik olarak tırnak sağlığı için vitaminlerin doğru beslenmesi çok önemlidir.

Bu anlamda biyotin, keratin yapısını geliştirirken tırnakların büyümesini uyarabilen önemli bir vitamindir.

Biyotin takviyeleri de bol miktarda mevcuttur, ancak kullanmadan önce bir doktora danışmanızda fayda olacaktır.

Tırnak büyümesi ve tırnaklarla ilişkili diğer anormalliklerin yavaş olması sıklıkla biyotinin eksikliği ile bağlantılıdır. Bu sebeple hızlı tırnak uzatma yöntemleri arasında biotin kullanımı önemli bir yer tutmaktadır.

Domates

Hızlı tırnak uzatma yöntemleri arasında yer alan domatesler tırnaklarınızı uzatabilen ve parlak bir görünüm vermek için doğal olarak kalınlaştırabilen bol miktarda biyotin ve likopen içerdiği bilinmektedir.

Domates ile, tırnaklarınızı daha uzun ve daha hızlı uzamasını sağlayabilirsiniz. Aşağıdaki karışımı yaparak, domatesin tırnaklarınız üzerindeki etkilerini görebilirsiniz.

  • Domates suyu ve biberiye esansiyel yağının bir karışımını yapın.
  • Tırnaklarınıza 5-10 dakika kadar bu karışımı sürerek masaj yapın.
  • 10-15 dakika süreyle bekletin ve sonrasında yıkayarak durulayın.

Muz

Muzların enerji düzeyini büyük ölçüde zengin potasyum içeriği nedeniyle büyük ölçüde artırması şaşırtıcı değildir.

Muz meyvesinde, aynı zamanda tırnakların görünümünü ve dokunuşunu iyileştiren ve güçlendiren silika ve çinko bulunur.

Ayrıca sağlıklı tırnakları desteklemek için iyi bilinen bir vitamin olan B6 içerir.

Patates

Patatesler vücut için çok önemli olan zengin bir beta-karoten ve antioksidan kaynağıdır.

Bağışıklığı artırabilir, daha güçlü ve sağlıklı tırnaklar geliştirebilirler.

Vitamin eksikliği, kuru ve kırılgan tırnaklara yol açabilir.

Su

Dehidrasyonun tırnaklarınızın genel sağlığı üzerinde, tıpkı vücudun geri kalanı için olduğu gibi büyük etkisi vardır. Dehidrasyon, zayıf tırnaklara neden olabilir.

Bu nedenle dehidrasyonu önlemek için günde 8 – 10 bardak su tüketmek daha iyi olacaktır.

Ayrıca su içeriği bakımından zengin olan daha fazla meyve ve sebze tüketmeye çalışın.

Mümkünse daha fazla dehidratasyona neden olabileceğinden çay, kahve, alkol ve gazlı içeceklerden uzak durun.

3 Eylül 2019 / by / in
Yağ Yakma Diyetleri ve Yağ Yakıcı Besinler

Yağ yakma diyeti insanların kafasında bolca soru işareti olan bir husus. Bu konu hakkında internette bolca asılsız bilgi de bulunmaktadır. Bu yazıda doğru bilinen yanlışlar, yapılması gerekenler, yağ yakıcı besinler, kilo aldıran besinler ve diyete destekleyici spor egzersizleri gibi bu konu hakkındaki hayati bilgiler bulunmaktadır.

Antioksidan içerikli detoks suları vücutta su kaybına sebep olur. Bu kayıp hızlı gerçekleşir ve üç-dört günde iki-üç kiloluk kayıp insanları mutlu eder. Oysa ki bunun yağ yakma diyeti ile alakası yoktur. Bu sadece su kaybıdır ve bizim istediğimiz sonuçla alakası yoktur. İstenilen formda kilo vermenin su ve kas kaybıyla alakası yoktur. Yine yağ yakmak hakkında bilinen yanlışlardan en büyüğü aç kalmak ile ilgilidir.

Uzun süreli açlıklarda vücudumuz iç organları korumak maksadıyla daha fazla yağ depolar ve bu kas kaybedip yağ kazanmak demektir ki tartıda olumlu bir adım gibi gözükse de görüntümüz istediğimiz gibi olmayacaktır.

Yağ yakma diyetinde günlük kalori hesabı çok önemlidir. Bu hesabı protein, karbonhidrat, yağ ve lif değeri şeklinde detaylandırmak çok önemlidir. Kendi vücut değerlerinize göre bunların günlük optimum değerlerine ulaşmalısınız ve geçmemelisiniz. Her insanın alması gereken besin değerleri farklılık gösterecek olsa da başlıca dikkat edilmesi gerekli hususlar şunlardır:

  • Karbonhidrattan kaçınmak.
  • Lif değeri yüksek gıdalar tüketmek.
  • Bol su tüketmek.
  • Metabolizmayı hızlandırıcı etkisi olan yiyecekleri tercih etmek.
  • Fast food ürünlerden kaçınmak.

Yağ Yakıcı Besinler

Keten tohumu, zencefil, tarçın, hindistan cevizi yağı gibi ürünler günlük hayatta çok tercih edilen besinler değildir. Bu besinler yağ yakma diyetlerine başlayan insanların günlük hayatta beslenme düzenine sokması gerekli olan yağ yakıcı besinler arasındadır. Yağ yakmaya ve metabolizmaya hızlandırıcı etkisi yüksek olan bu yiyeceklerle aranızı iyi tutmakta fayda var. Bu ek gıdaların yanı sıra temel öğünlerde tercih edilmesi önerilen besinleri şunlardır:

Yeşil Mercimek: Yeşil mercimek: yemeğinin bir tabağı 284 kaloridir. Yüksek Protein değeri vardır. Lif değeri de diyete ve yağ yakıcı besinler listesine en uygun olanlardır.

Yoğurtlu Müsli: Bir porsiyonu 209 kaloridir. Protein ve lif değerleri yüksektir. Kahvaltı için çok iyi bir alternatiftir.

Izgara Somon: İnce bir somon balığı salata ile yeterli bir öğündür. Bir tabağı 289 kaloridir. İnce olmasıönemli çünkü somon yağlı bir balıktır. Profesör Canan Karatay’ın sıkça söylediği gibi şunu unutmayın. Yağ yakma diyetinin düşmanı yağ değil, karbonhidrattır.

Zeytinyağlı Brokoli: Sadece ama sadece 77 kalorilik bir muhteşem sebze yemeğidir.

Yağ yakma diyetinde kullanacağınız yağ yakıcı besinler haricinde kardiyo ve hit egzersizleri ile de desteklenmelidir. Spor bu işin en sağlam dostudur. Unutmayın, sizi mutlu edecek olan tartıda değil aynadaki sonuçtur. Ve aynadaki güzel görüntünün sırrı da yağ yakma diyeti ile beraber spordur. Yürüyüş, kardiyo ve hafif ağırlık antrenmanları yeterlidir.

25 Ağustos 2019 / by / in
Konuşma Bozukluğu – Kekemelik Nedenleri

Bu yazımızda sizlerle Konuşma Bozukluğu – Kekemelik Nedenleri’ni araştıracağız. Bu amaç doğrultusunda inceleyeceğimiz diğer başlıklar Dil ve Konuşma Bozuklukları Nelerdir? Burada çeşitlerinden bahsedeceğiz, Konuşma Bozuklukları Nedenleri? araştıracağız ve belirtilerinden söz edeceğiz. Ayrıca yazımızın tamamını okuduğunuz vakit tüm bu soruların yanı sıra Kekemelik Nedir? Kekemelik Nedenleri? soruları hakkında da bilgi sahibi olabileceksiniz.

Konuşma Bozuklukları – Kekemelik Çeşitleri

Geciken konuşma: Çocuğun, alıcı ve ifade edici dil becerilerinde yaşında beklenen gelişimi göstermemesi ile ilgili bir bozukluktur.

Sesletim (artikülasyon) ve sesbilgisel (fonolojik) bozukluk: Çocuğun konuşmada heceleri, sesleri veya kelimeleri yanlış üretmesi ve ne söylediğinden ziyade nasıl söylediğine dikkat çektiren konuşma bozukluğudur.

Kekemelik (akıcılık sorunları, takipemi-cluttering): Konuşmadaki akıcılık, ritim ve konuşma hızının etkilendiği sık rastlanan bir konuşma bozukluğudur.

Sonradan edinilen dil bozuklukları (afazi): Beyinde meydana gelen bir hasar ile ilişkili gerçekleşen ve nörolojik kaynaklı bir konuşma ve dil bozukluğudur.

Ses bozuklukları: Farklı sebeplerle sesteki perde, kalite yada şiddeti ile ilgili farklılıklarla konuşan kişinin ne söylediğinden o farklılıklara daha çok dikkat çektiği konuşma bozukluğudur.

Motor konuşma bozuklukları: Nörolojik bir nedenle bağlantılı olarak, konuşmada gereken kas yapılarında zayıflık, güçsüzlük ve koordinasyonda bozukluk sonucunda gerçekleşen konuşma problemine sebep olan bozukluklardır.

Yutma bozuklukları: Genelde nörolojoik bir sebebi olan ve buna bağlı gelişen yutma eylemini gerçekleştirme esnasında yutma güçlüğü yaşatan bozukluktur.

Konuşma Bozukluğu Nedenleri?

Konuşma bozukluklarında genellikle en çok görülen sebep zeka geriliğidir. Çocuk gelişimindeki aşamalarda zeka geriliği bulunan bireyler aksaklıklar yaşar. Zihinsel gelişim yanı sıra dil gelişimi de başlıca aksaklıklardan sayılmaktadır. Başlıca konuşma bozukluğu nedenlerini şöyle sıralayabiliriz;

  • Dil gelişimi döneminde 2 – 5 yaş arası sık hastalıklar ya da uzun süreli hastalık geçirilmesi,
  • İşitme bozukluğu olan çocuklarda dil gelişimi ve konuşmada, konuşmadaki sesler bozuk algılanabilir. Böyle çocuklarda konuştuklarını doğru söyleyemez ve bu yüzden konuşmak istemezler.
  • Fiziksel problemler, duymakta güçlük
  • Çevresel etkenler, çocuğun dil gelişimi döneminde onu destekleyici bireylerin, ebeyven bulunmaması, dil gelişimine destek olacak uyarıcı ile karşılaşmaması,
  • Dil, dudak, çene ve damaktaki rahatsızlıklar,
  • Aile içi iletişim eksikliği,
  • Nörolojik hastalıklar, beyinde travma,
  • Kardeş kıskançlığı, duygusal çatışmalar, ilgi ihtiyacında eksiklik, ani korku ve şoklar,
  • Kısıtlı kelime dağarcığı,
  • Konuşmak yerine hareketler ve mimiklerle kendini ifade etme,
  • Psikolojik sebeplerden ötürü düşüncelerini ifade edememe durumu da sebep olarak gösterilmektedir.

Kekemelik Nedir?

Yetişkinlerde kekemelik, sıkça rastlanan konuşma sorunlarından birisidir. Gelişme çağında genelde dil gelişimi dönemi olan 2-5 yaş arasında ortaya çıkan ve çocuklarda genelde kendiliğinden geçen bazılarında ise yetişkinlikte de devam eden bir bozukluktur.

Bu şekilde gerçekleşen gelişimsel kekemelik yanı sıra, beyin hasarı sebebiyle olan konuşma bozukluğu ise edinilmiş kekemelik olarak bilinmektedir.

Kekemelik Nedenleri?

  • Psikolojik zorlanma durumları, yüksek kaygı bozukluğu, depresyon
  • Edinilmiş kekemeliklerde, nörolojik etkenler ve ilaç yan etkileri
  • Fazla denetimci, aşırı baskıcı ve tutucu ebeveyn tutumları,
  • Yoğun stresli ortam, kaygı
  • Ani yaşanan korkular, korkutulma olayları,
  • Bireyin fiziksel yapısı ve çevresi tarafından karşılaştığı olumsuz tutumlar,
  • İnme kaynaklı beyin yaralanması ile oluşan sonradan edinilmiş kekeme (nörojenik kekeme)
  • Duygusal travma yaşantısı sonrası psikojenik kekeme oluşması, Kekemelik Nedenleri arasında gösterebileceğimiz nedenlerdir

Yazar: İlker Yavuz
İletişim: [email protected]

24 Ağustos 2019 / by / in
Kahve Telvesinin Cilde Faydaları

Beden sağlığımız için kahvenin faydalarını biliyorsunuzdur peki kahve telvesinin cilde faydaları olduğunu biliyor muydunuz?

Türk kahvesi hiç kuşkusuz kültürümüzde özel bir yere sahip olan bir içecek. Türk kültürü denildiğinde akla ilk gelenlerden biri olan Türk kahvesi, keyifli sohbetlerimize eşlik etmesinin yanı sıra, telvesi sayesinde de özellikle de cildimiz için mucize etkilere sahip.

Evet, yanlış okumadınız, kahve telvesinin cilde faydaları son zamanlarda oldukça fazla kullanılan doğal bakımlardan biri olmuştur.

İşte bu yazımızda, benim de oldukça sık başvurduğum kahve telvesinin cilde faydaları konusundan bahsedeceğiz.

Bu yazıyı okuduktan sonra, bilmeyenler de mutlaka kahve telvesinin cilt üzerindeki mucize etkilerine başvuracaktır eminiz.

Kahve Telvesinin Cilde Faydaları Nelerdir?

Kahve telvesi, içerdiği kafein sayesinde ciltteki yorgun görüntüyü azaltmak için cilde uygulanan en doğal bakımlardan biri.

Kahve telvesinin cilde faydaları konusunu incelerken, içerdiği kafein sayesinde cildin daha aydınlık ve sağlıklı görünmesine yardımcı olduğunu gördük.

Bunun kanıtı olarak bir çok kozmetik ürünün içerisinde de kafein kullanıldığını düşünürsek, yanılmadığımızı söyleyebiliriz.

Kafein özelliğinin yanı sıra ise kahve telvesinin cilde faydaları hususunda en önemli etkenin, kahvenin tanecikli yapısı olması, ve bu sayede de etkili bir ölü deri arındırma yöntemi yani peeling olarak kullanılması da kaçınılmazdır.

Peeling işlemi biliyorsunuz ki, cilt üzerine uygulanırken kan dolaşımını hızlandırmakla birlikte, tanecikli yapısı sebebiyle cildi ölü deriden de etkili bir biçimde arındırmaya yardımcı oluyor.

Bunun sonucunda ise, daha sıkı bir cilt, daha aydınlık ve sağlıklı bir görünüm elde etmiş oluyoruz.

İşte bu nedenle kozmetik mağazalarında satılan o pahalı peeling ürünleri yerine, içeriğini bildiğiniz ve gönül rahatlığı ile kullanacağınız en etkili doğal bakım kahve telvesi.

Hem ne demiş güzellik uzmanları, “yemediğiniz şeyi yüzünüze de sürmeyin” . Bizce gayet mantıklı.

Kahve Telvesi Ne İşe Yarar?

Kahve telvesi cilt temizliğinden, selülitlere kadar bir çok alanda kullanılabilir bir mucizevi üründür.

Şimdi sizin için hazırladığımız kahve telvesi ne işe yarar sorunuzun cevabını bulabileceğiniz bölüme geldik.

Bu yöntemlerin hepsini zaman buldukça bizzat kendim kullanıyorum ve faydasını çokça görüyorum.

Kahve Telvesi ile Peeling

Kahve telvesinin cilde faydaları konusunda en çok rastladığımız ve özellikle de hanımlar tarafından en sık kullanılan faydası, kahve telvesi peeling yöntemiyle doğal cilt temizliği yapmanıza olanak sağlamasıdır.

Yazımızın yukarıdaki bölümünde de bahsettiğimiz üzere, kahve telvesinin tanecikli yapısı sayesinde, kahve telvesi peeling işlemi yapmak oldukça basit.

Kahve telvesi ile cilt temizliği için, tek yapmanız gereken, tercihen şekersiz içmiş olduğunuz Türk kahvesinin kalan telvesini kullanmak olacak.

Kahve telvesini hafif ve yuvarlak hareketlerle cildiniz üzerinde masaj yaparak gezdiriyorsunuz.

Bu sayede cildinizin üzerindeki ölü deri atılacak ve düzenli kullanımda daha yumuşak ve ışıl ışıl parlayan bir cilde sahip olacaksınız.

Kahve Telvesi ile Selülit Tedavisi

Hanımların korkulu rüyası selülitlere karşı savaş açması da kahve telvesinin cilde faydaları arasında bizim en sevdiklerimizden.

Bir çok ünlü ismin de güzellik listelerinde yer alan kahve telvesi ile selülit savaşı, vücutta oluşan çatlak ve selülitlerden kurtulmanın en doğal yollarından bir tanesi.

Kahve telvesi sayesinde selülitlerden kurtulmak için yapmanız gereken şey;

Öncelikle kendinize sert yapılı vücut fırçalarından edinmeniz.

Sonrasında ise duş esnasında bu fırça ile birlikte kahve telvesini vücudunuzun selülitli bölgelerine dairesel hareketlerle kuvvetli bir şekilde yedirmek.

Kahve telvesi ile selülit tedavisi yöntemi ile kan dolaşımı hızlanıyor ve selülit görünümü düzenli kullanımda bir hayli azalıyor.

Göz Altı Morluklarına Kahve Telvesi!

Özellikle ilerleyen yaşlarda belirginleşen göz altı morlukları hanımların olduğu kadar artık beylerin de korkulu rüyası haline geldi.

Bu işlemi öğrendikten sonra eşlerinizin de sizden yardım isteyeceğini söyleyebiliriz. 

Göz altı morluklarına kahve telvesini aşağıdaki gibi uygulayabilirsiniz.

Göz altındaki şiş ve mor görünümü azaltmak için, şekersiz Türk kahvesi telvesini çok az ılık su ile birlikte karıştırıp göz altlarınıza sürün.

15 dakika kadar bekleyip iyice durulayın.

Bu işlemi 10 günde bir yaparak gözlerinizdeki canlılığı hissedebilirsiniz.

Kahve Telvesi ile Doğal Nemlendirici Etkisi

Cildiniz kuruysa ve kozmetik ürünlerine tonlarca para harcamak istemiyorsanız, işte size kahve telvesinin cilde faydaları arasında en sevileni nemlendirici etkisi!

Türk kahvesi telvesi ve balı karıştırıp cildinize incecik bir tabaka halinde sürün.

Kuruduktan sonra ılık su ile güzelce durulayın.

Verdiği yumuşaklık hissine inanamayacaksınız.

Kahve Telvesi ile El-Ayak Bakımı

Yüzünüzde olduğu kadar elleriniz ve ayaklarınız için de harika bir doğal bakım sunan kahve telvesinin cilde faydaları görüyorsunuz ki saymakla bitmiyor.

İçtiğiniz yine tercihen şekersiz Türk kahvesinin telvesi ile ellerinizi güzelce ovalayın.

Hem tırnak etlerinizin hem de ellerinizin nasıl anında yumuşacık olduğunu göreceksiniz.

Aynı işlemi ayaklarınıza yaparak özellikle de topuk çatlakları ile hızlıca vedalaşabilirsiniz.

Gördüğünüz gibi cilt bakımında güzellik merkezlerine gitmek veya pahalı ürünler kullanmak şart değil.

Evde kendi hazırladığınız pratik ve etkili yöntemlerle de harika bir cilt bakımı yapmak hem daha sağlıklı hem de makul.

Umarız bu yazımız sizlere gerçekten faydalı olmuştur.

Hatta bu bakımları yapıp sitemize yorum yazarak sonuçları belirtirseniz çok memnun kalırız.

19 Ağustos 2019 / by / in ,
Alkali Diyet Nedir? Alkali Besinler ve Faydaları Nelerdir?

Yaz mevsimine girmemizle beraber kilo vermek isteyen fakat geç kalmış kişiler için bir çok diyet türü de ortaya çıkmaya başlamış gözüküyor.  Emin olabilirsiniz ki bu diyetlerin çoğu sağlıksız bir kilo vermeyi sağlayacak ya da işe yaramayacaktır. Bu yazımızda size tavsiye edeceğimiz alkali diyet ise sitelerde dolaşan diyetlerden olmayıp vücudunuzu hastalıklara kapatarak daha sağlıklı bir hayat yaşamanız için ihtiyacınız olan bir alkali beslenme tavsiyedir.

Bu sebeple 1 ayda 5 kilo, 10 kilo diyetleriyle karıştırmamanızı rica ediyoruz.

Öncelikle alkali diyet hakkında bilimsel bir araştırma sonucunu sizlerle paylaşarak yazımıza başlayalım.

2012 yılında akademik dergilerden olan “Journal of Environmental Health” dergisinde yayınlanan bir araştırma sonucuna göre;

Vücudunuzun pH değerini dengeleme üzerine uyguladığınız alkali diyetle hipertansiyon, şeker hastalıkları, d vitamini eksikliği, kemik erimesi ve bir çok kronik hastalığın önüne geçilebileceği belirtilmiştir.

Peki alkali diyet nasıl işe yarıyor? sorunuzu duyar gibiyim.

Yapılan araştırmalar alkali değeri yüksek olan gıdalardan oluşan diyetlerin yani taze sebzelerin, meyvelerin ve işlenmemiş bitkisel protein kaynaklarının vücudunuzdaki sağlıklı hücreleri koruduğunu tespit etmiştir.

Alkali diyet çeşitlerinin özellikle kan damarlarında plak oluşumunu, böbrek taşlarının oluşmasını engellediği, kemikleri güçlendirdiğini, kas spazmlarını azalttığını ve kalsiyumun idrarda birikmesini engellemesi gibi bir çok faydalı etkisi bulunmaktadır.

Alkali Diyet Nedir?

pH değeri tükettiğiniz besinlerin mineral yoğunluğuna göre belirlenmektedir. İnsanlarda olduğu gibi tüm canlı organizmaların yaşam formlarının devamlılığı ise sahip oldukları pH değerinin dengelenmesine bağlıdır.

Alkali diyet ise kanınız dahil olmak üzere vücudunuzda yer alan sıvıların pH değerini dengelemeye yardımcı olmaktadır.

Bir çok kritik hastalığın oluşmasına sebep olan faktörlerden uzaklaşabilmek için pH değeri dengeli bir vücuda sahip olmak gerekmektedir.

İnsan vücudunun pH değerinin 7,36 ile 7,40 değerleri arasında olması gerekmektedir.

Eğer sıkça asidik gıdalar tüketiyorsanız pH değeriniz düşüşe geçer ve hastalıklara davetiye çıkarır duruma gelirsiniz.

Evet yazımızın içinde bir çok pH kelimesi geçti. Peki nedir bu pH değeri?

pH, hidrojen potansiyeli için kısa bir ifadedir. Vücudumuzdaki sıvıların ve dokuların asidik mi yoksa alkali değere sahip olup olmadığını belirleyen bir değerdir.

pH değeri 0 ile 14 sayıları arasında değerlendirilmektedir. Eğer bu değer 7’nin altında ise asidik ve eğer 7’nin üstünde ise alkali olarak kabul edilmektedir. Ancak insan vücudunun ortalama alkali değeri 7.4 civarındadır.

Alkali diyetin prensibi pH değerini sağlamak üzerinedir.  Çünkü pH değerinde meydana gelebilecek olan küçük değişiklikler bile büyük sonuçlar doğurabilmektedir.

Örneğin okyanuslarda artan karbondioksit miktarı ve çevresel faktörler okyanusların pH değerini 8.2’den 8,1 seviyesine geriletmiştir. Bu gerileme sonucunda ise okyanustaki bir çok yaşam formu zarar görmüştür.

Vücudumuzda yer alan mineraller Ph seviyesini korumak için tampon görevi üstlenmektedirler. Eğer vücudumuzun asitlik oranı yükselirse mineral seviyesi düşecektir.

Alkali Diyetinin Faydaları

Kemik Yoğunluğunun ve Kas Kütlesinin Korunmasını Sağlar

Mineral tüketimi kemik yapılarının gelişmesinde ve korunmasında önemli bir rol oynamaktadır.  Yapılan araştırmalar, alkali değeri yüksek meyve ve sebzelerin tüketiminin sarkopeni olarak bilinen ve yaşlandıkça ortaya çıkan kas gücünün ve fonksiyonlarının azalması durumunun önüne geçtiğini ispatlamıştır.

Alkali diyeti, kemikler için önemli olan kalsiyum, fosfat ve magnezyum başta olmak üzere bir çok mineralin vücudumuzda dengelenmesini sağlamaktadır.

Ayrıca alkali diyet ile beslenme sayesinde D vitamininin emilimini arttırarak  birçok kronik hastalığın önüne geçilebilmektedir.

Yüksek Tansiyon ve İnme Riskini Azaltır

Alkali diyetinin faydaları arasında yer alan bir diğer madde ise inflamasyon yani vücudun koruyucu tepkisi ile büyüme hormonunun üretiminin artmasına neden olmasıdır.

Bu durum ise yüksek tansiyon ve inme gibi yaygın sorunlara karşı koruma sağlamaktadır.

Kronik Ağrıları Azaltır

Yapılan araştırmalar alkali diyet ile kronik ağrılarının seviyeleri arasında bağlantı olduğunu tespit etmektedir. Alkali beslenme ile kronik bel, baş ve eklem ağrıları ile adet döneminde oluşan ağrılarının azalması anlamında doğru orantı bulunmaktadır.

Örneğin Almaya’da yapılan akademik bir araştırmaya kronik bel ağrısı yaşayan 82 hasta üzerinde test yapılmıştır. Hastalara dört hafta boyunca alkali takviyesi uygulanmış olup araştırma sonucunda 82 hastanın 76’sinde kronik bel ağrısında azalma olduğu tespit edilmiştir.

Magnezyum Eksikliğini Önler

Vücudumuzun işlevlerini yerine getirebilmesi için magnezyum mineraline ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca vücudumuzda bulunan magnezyum, endokrin ve immün sistemleri için gerekli olan D vitamininin eksikliğini önlemek içinde gereklidir.

Magnezyum eksikliği sonucunda ise kalp rahatsızlıkları, kas ve bağ ağrıları ile uyku sorunları oluşmaktadır. Bu sebeple alkali diyet uygulayarak magnezyum eksikliğini giderebilirsiniz.

Kanserli Hücrelerle Savaşır

İngiltere’deki akademik bir dergide yapılan araştırmada kanserli hücrelerin ölümünün alkali vücuda sahip kişilerde meydana gelme oranının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Kanser hastalığını yenmek için vücudun pH değerinin ve alkali beslenmenin önemli bir yeri bulunmaktadır.

Kilo Vermeyi Sağlar

Vücudunuzun asidik seviyesini azaltan besinlerin tüketilerek alkali diyet uygulanması açlık hissini bastırma ve vücudunu yağ yakma yeteneğini arttırma gücü bakımında katkı sağlamaktadır.

Alkali diyeti ile tüketeceğiniz besinler antienflamatuar gıdalar olduğu için vücudunuz normal leptin seviyesine ulaşarak, ihtiyacınız olan kalori miktarının korunmasına yardımcı olacaktır.

Alkali Diyet Nasıl Uygulanır?

Evet piyasada doğal ürünlerin bulunmasının ne kadar zor olduğunu biliyoruz fakat alkali beslenmenin ilk kuralı elinizden geldiğince organik gıdalar tüketmeniz gerektiğidir.

Alkali diyet tükettiğiniz besinin hangi toprak yetiştiğinin de önemli olmasıyla alakalıdır. Bitkilerin yetiştiği toprağın türünün, yetişen ürünün vitamin ve mineral miktarlarını etkilemektedir. Çünkü organik ve mineralli bir toprak yetişen sebze ve meyveler daha fazla alkali olma eğilimindedirler.

Bitkilerden besin değerinin en iyi şekilde elde edilmesi için ekilen toprağın pH değerinin ortalama 6 ile 7 arasında olması gerekmektedir. Eğer pH değeri 6’nın altında olan bir asidik toprak yetişen sebze tüketirseniz mineral değerleri azalmış olacaktır.

Biliyoruz doğal ve organik sebze ve meyve bulmak ve güvenmek gerçekten zor. Ayrıca organik pazarlar her ne kadar biraz daha güvenilir olsa da pahalı olduğunun sizde farkına varmışsınızdır fakat hastalıklardan uzak sağlıklı bir hayat için maalesef bazı fedakarlıklar yapmalısınız.

Organik ve doğal konusuna değindikten sonra şimdi sıra en iyi alkali besinler listemizde.

Asidik ve Alkali Gıda Listesi

Alkali gıda listesine geçmeden önce vücudunuzu bir teste sokmanız olacaktır. Bunun için öncelikle vücudunuzun alkali oranını ölçerek ve alkali beslenme kurallarına uyarak değişimleri takip etmeniz gerekiyor.

Vücudunuzun pH değerini idrar ve tükürük olarak iki şekilde ölçebilirsiniz. Testlerinizi nasıl yapacağınız ile ilgili daha önce bir yazı yayınlamıştık. Yazımızda suyun alkali değerini ölçme yöntemlerinden bahsetmiştik fakat aynı yöntemi kendiniz içinde yapabilirsiniz.

İPUCU: pH değerinizi ölçmek için en uygun zaman yemek öğününden 1 saat önce ya da 2 saat sonrasıdır. Örneğin alkali diyete başlamadan önce tükürük testi yaparsanız sonucun 6.8 ile 7.2 arasında çıkması gerekmektedir. Eğer daha düşük değerler ile karşılaşıyorsanız alkali diyet yazısını okumakla iyi bir tercih yaptığınızdan emin olabilirsiniz.

Alkali beslenme önerileri;

  • Taze sebze ve meyveler alkali seviyenizi arttıracaktır; Kuru üzüm, mantar, hurma, domates, ıspanak, avokado, salatalık, lahana, brokoli, sarımsak, fasulye, zencefil, kekik, kırmızı pancar, lahana, incir, karpuz, kereviz ve muz örnek alkali diyet meyve ve sebzeleri arasındadır.
  • Çiğ gıda tüketimine ağırlık verin; Gıdaları çiğ olarak tüketmeye özen göstermeniz gerekmektedir. Örneğin sebzelerinizi pişirerek tükettiğiniz zaman alkali olmasını sağlayan mineralleri tüketmiş olacaksınız. Bu sebeple elinizden geldiğince çiğ gıdalar tüketin. Çiğ olarak tüketemeyeceğiniz sebze ve meyveleri smooti yaparak ya da hafif buharda pişirerek tüketebilirsiniz.
  • Bitkisel proteinleri tercih edin; Bitkisel proteinleri tüketerek vücudunuzun asidik oranını düşürebilirsiniz. Badem, deniz yosunu, fasulye çeşitleri bitkisel protein alımı için iyi tercihler olacaktır.
  • Alkali su tüketin; Alkali diyeti uygulamak istiyorsanız en önemli ihtiyaçlarımızdan biri olan suyu da alkali tüketmeniz gerekecektir. Normal şartlarda pH 9-11 arası olan suları tüketmelisiniz. Fakat piyasada bu şekilde pH değeri yüksek alkali su bulmak çok zor.
  • Yeşil içecekleri sevin; Yeşil sebzelerin yeşil renk almasını sağlayan klorofil maddesi yapısal olarak kendi kanımıza benzemektedir ve kanımızın alkali olmasını sağlamaktadır.

Asidik besinler;

Vücudun asitlik oranını arttıran besin listesi aşağıdaki gibidir.

  • Yüksek sodyum içeren gıdalar. Yüksek sodyum içeren gıdalar damar tıkanıklığına sebep olan sodyum klorür içermektedir.
  • Soğuk kesim yapılan etler.
  • İşlenmiş tahıl ürünler (Mısır gevreği gibi)
  • Yumurta
  • Kafeinli ve alkollü içecekler.
  • Yulaf ve tam buğday ürünleri
  • Süt Kalsiyum bakımından zengin olan süt ürünleri, yüksek oranda kemikleri sağlamlaştırmak için gerekli olan osteoporoz oranına sahip olurlar. Bu durumda vücutta asidik oluşmasına sebep olmaktadır.
  • Fıstık
  • Ceviz
  • Makarna, Pirinç

Ayrıca aşağıdaki etkenlerde asidik bir vücuda sahip olmanıza sebep olur.

  • Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı
  • Yüksek kafein kullanımı
  • Düzenli antibiyotik ilaç tüketmek zorunda kalmak
  • Yapay tatlandırıcı kullanımı
  • Kronik stres hastalığı
  • Düşük lif tüketmek
  • Hareketsiz bir hayat yaşamak
  • Aşırı radyasyona maruz kalma
  • Gıda boyası ve koruyucu maddeler
  • Az çiğneme alışkanlığı
  • Çevre kirliliği
  • Rafine ve işlenmiş gıdalar

Alkali Diyet Tarifleri

Aşağıda verdiğimiz tarifleri uygulayarak alkali bir hayat yaşayabilirsiniz.

Alkali Meyve Suyu Tarifi

Alkali diyet içerisinde yer alan bu tarifi uygulayarak vücudunuzun dengesini korumasını sağlayabilirsiniz. Ayrıca vereceğimiz alkali meyve suyu tarifini diyet programlarınıza rahatlıkla ekleyebilirsiniz.

Malzemeler ve Hazırlanışı

  • 2 havuç
  • 1 salatalık
  • 1/4 lahana
  • 1 kase ıspanak
  • Yarım limon ya da misket limonu
  • İki çay kaçığı zencefil

Tüm malzemeleri meyve-sebze sıkacağı ya da mutfak robotundan geçirerek suyunu çıkardıktan sonra günde 1 ya da 2 bardak aç karnına tüketebilirsiniz.

Alkali Avokado İçeceği Tarifi

Avokado hem alkali bir besin olmasından dolayı hem de doygunluk hissi vermesi sebebiyle uygulamanızı tavsiye ettiğim tarifler arasında yer alıyor.

Malzemeler ve Hazırlanışı

  • 1 salatalık
  • 2 domates
  • 1 avokado
  • 1 avuç ıspanak yaprakları
  • 1 misket limonu ya da limon

Tüm malzemeleri iyice yıkadıktan sonra, önce avokadoyu karıştırıcıya ekleyerek macun kıvamına getirin ve sonrasında diğer malzemeleri ekleyerek sıvı, içilebilir bir kıvam alana kadar karıştırmaya devam edin. İçilebilir kıvam aldığında artık sabahları aç karnına ya da ara öğün olarak tüketebilirsiniz.

Alkali diyet uygulamanız gereken adımların en önemlisi pH değeri yüksek su içmektir. Aşağıdaki bağlantıda verdiğimiz alkali su nedir neden alkali su içmeliyiz yazımıza göz atabilirsiniz.

18 Ağustos 2019 / by / in
Karın Bölgesinde Yağlanma Neden Olur?

Yağlar Neden Karın Bölgesinde Toplanır?

Karın bölgesinde yağlanma sorunu yaşıyorsanı bu makalede beslenme düzenine ekleyebileceğiniz 13 adet yağları yakan yiyecekler listesi ekledim. Bunlar ile daha sağlık ve düzenli bir yaşamanızı umarım.

Ama bu yiyeceklere geçmeden önce karın bölgesinin neden yağlanmaya yatkın olduğunu anlatmama izin verin.

Hormonal Değişimler

Hormonlar, vücuttaki yağ dağılımı belirlemekte önemli bir rol oynar.

Hormonlarda yaşanabilecek herhangi bir dengesizlik, açlığın artmasına, metabolizmanın yavaşlamasına ve stres seviyelerinin artmasına neden olur.

Tüm bunlar ise karın bölgesinde yağ toplanmasını tetikler.

Genler

Eğer genlerinizde obezite varsa, karın bölgesinde yağ toplamaya daha yatkın olursunuz.

Stres

Stres altında daha fazla yemek insanın doğasından kaynaklanır. Fazla yemek ise zaman içerisinde yağ toplanmasına neden olur.

Uykusuzluk

Uykusuzluk hazımsızlığa ve şişkinliğe neden olarak karın bölgesini şişirebilir.

Aynı zamanda uykusuzluk, vücutta stres hormonu üretimini arttırarak genel kilo alımına neden olabilir.

Şekerli Yiyecekler ve İçecekler

Şekerli yiyecekler ve içecekler, şekil değiştiren düşmanlardır.

Bu yiyecek ve içecekler yüksek miktarda katkı maddesi, koruyucu ve yapay renklendirici içerir.

Bu içecekleri tüketmek eğlenceli ve havalı görünse de aslında karın bölgesinde yağlanmaya neden olurlar.

Alkol

Alkol vücutta şekere parçalanır ve vücutta bulunan fazla şeker yağa dönüştürülür.

Ayrıca alkol susuz kalmaya neden olarak metabolizmanın normal işleyişinin dışına çıkmasına yol açar.

Bu durumda ise enflamasyona ve enflamasyon kaynaklı karın obezitesine neden olur.

Trans Yağlar

Trans yağlar kızartılmış yiyecekler, işlenmiş yiyecekler, hazır yiyecekler gibi abur cuburlarda bulunan sağlıksız yağlardır.

Genellikle karın bölgesinde toplanırlar, yağ yakma metabolizmasını yavaşlatırlar ve vücuttaki zararlı serbest oksijen radikali sayısını arttırırlar.

Hareketsizlik

Hareketsiz olmak da karın bölgesine yağ toplanmasına neden olabilir.

Hareketsiz yaşam tarzı, dünya çapında obeziteye vakalarının artmasının ana nedenidir.

Masa başı işleri, oturarak yapılan işler ve letarji, insanların obeziteye ve obeziteyle ilgili hastalıklara yakalanmasına neden olmaktadır.

Düşük Proteinli Beslenme

Düşük proteinli beslenme şekli, karın bölgesindeki yağlardan kurtulmaya çalışırken zararlı olabilir.

Proteinler vücudun yapı taşlarıdır ve saçlarınızdan kaslarınıza ve hormonlarınıza kadar her şey proteindir.

Düşük proteinli beslendiğinizde kaslarınız zayıflar ve vücut fonksiyonlarınız yavaşlar.

Bu durum ise yüksek stres ve enflamasyona neden olur, toksinleri arttırır ve metabolizmayı yavaşlatır.

Menopoz

Menopoz dönemindeki kadınlar, hormon dengesizliği yaşayabilir.

Yüksek kortizol (veya stres hormonu) seviyeleri, kadınların bu dönemde karın bölgesindeki yağlarının artmasının nedenidir. Ama karın bölgesindeki yağlardan menopoz tek başına sorumlu değildir.

Genellikle kadınların menopoz döneminde bel bölgesinden kilo almalarının ana nedeni hareketsiz yaşamdır.

Hatalı Bağırsak Bakterileri

İyi bağırsak bakterileri sindirime yardımcı olur ve karın bölgesinde yağ toplanmasını engeller.

İşlenmiş yiyecekler veya kızartılmış yiyecekler gibi faydalı bakterilerin büyümesini desteklemeyen yiyecekleri tüketmek karın bölgesinde yağ toplanmasına neden olabilir.

Yoğurt veya probiyotik içeceklerin tüketilmesi, faydalı bağırsak bakterilerinin sayısını arttırır ve karın bölgesindeki yağların yakılmasına yardımcı olur.

Paketlenmiş Meyve Suları

Meyve suları sizin için faydalıdır. Ama paketli olanlar değil.

Paketlenmiş, şişelenmiş veya kutulanmış meyve suları yüksek miktarda yapay tat, renklendirici, koruyucu ve şeker içerir.

Bunlar gene sağlığınız için zararlıdır ve bu içeceklerden kaçınmanız gerekir.

Düşük Lifli Beslenme

Eğer IBS/IBD yaşıyorsanız, düşük lifli beslenme tarzı sizin için faydalı olacaktır. Ama eğer böyle bir durumunuz yoksa, düşük lifli beslenme tarzı karın bölgesi başta olmak üzere kilo alımına neden olabilir.

Beyaz pirinç, un ve soyulmuş meyveler düşük life sahiptir. Lifler tokluk hissini arttırır ve kalın bağırsakta dışkı hareketine yardımcı olur.

Eğer lif içeren besinleri yeterince tüketmezseniz, kabızlık ve sürekli açlık hissedebilirsiniz.

Bu durumlar ise kilo almanıza ve karın bölgesinde yağ toplanmasına neden olabilir.

İşte bunlar karın bölgenizde yağ toplanmasının ana nedenleridir.

Yağ yakan yiyecekler listemize başlamadan önce aşağıda linkini verdiğimiz yağ yakan içecekler yazımıza da göz atabilirsiniz.

Yağ Yakan İçecekler

11 Ağustos 2019 / by / in ,